Dolar 15,6253
Euro 16,3789
Altın 916,86
BİST 2.390,79
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 25°C
Parçalı Bulutlu
Ankara
25°C
Parçalı Bulutlu
Çar 10°C
Per 14°C
Cum 19°C
Cts 21°C

ÇOCUK İSTİSMARINA GÜNCEL BAKIŞ

ÇOCUK İSTİSMARINA GÜNCEL BAKIŞ
A+
A-
18.01.2022
ABONE OL

ÇOCUK İSTİSMARINA GÜNCEL BAKIŞ

Prof. Dr. Ali YILDIRIM (Adli Tıp Anabilim Dalı, Cumhuriyet Üniversitesi, Sivas/Türkiye)
GSM: 0 505 375 22 40 E-posta: aliyildirim64@yahoo.com ORCID ID: https://orcid.org/0000-0002-0401-283X (yazışma yazarı)
Dr. Öğr. Üyesi Seda Aybüke SARI (Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Cumhuriyet Üniversitesi, Sivas/Türkiye)
GSM: 0 505 622 83 72 E-posta: aybuke_sari@hotmail.com ORCID ID: https://orcid.org/0000-0003-4793-0662
Arş. Gör. Dr. Muhsin Gürkan GÜRSOY (Adli Tıp Anabilim Dalı, Cumhuriyet Üniversitesi, Sivas/Türkiye)
GSM: 0 539 512 15 78 E-posta: muhsingurkan@gmail.com ORCID ID: https://orcid.org/0000-0001-9755-5114

Reklam

Özet
On yıllardır süren araştırma ve klinik çalışmalara rağmen çocuk istismarı ve ihmali sorunu yaygınlığını ve ciddiyetini korumakta olup, sonuçları itibariyle tüm insanlığı etkileyen bir halk sağlığı sorunu olmaya devam etmektedir. Çocuk istismarı ve ihmali; çocukların fiziksel, cinsel, duygusal ve sosyal gelişimlerine zarar veren, beden ve ruh sağlığını olumsuz etkileyen davranışların veya eylemsizliklerin tümüdür. Her yıl milyonlarca çocuğun maruz kaldığı çocuk istismarı; fiziksel, cinsel, duygusal istismar ve ihmal olarak sınıflandırılırken, çocuk ihmali ise; fiziksel, duygusal, tıbbi ve eğitimsel ihmal olarak alt gruplara ayrılmaktadır. Ortaya çıkmasında çok sayıda etkenin ve risk faktörünün rol oynadığı çocuk istismarı ve ihmalinin çocuk sağlığı üzerinde birçok olumsuz etkisi bulunmakta, kısa ve uzun vadede mağdurlar üzerinde çok ciddi tıbbi, ruhsal, sosyal, ekonomik sonuçlar doğurabilmektedir. Yaşam boyu ciddi sonuçları olan bu sağlık sorununda erken tanı koymak çok önemli olup, ayrıntılı bir öykü alma, özenli bir fizik muayene ve adli değerlendirmenin yanında, konu ilgili tüm tıbbi ve işbirliği yapması gereken diğer oluşumların bir arada çalışarak çocuk güvenliği ve sağlığı ile ilgili müdahalede bulunmalarına ihtiyaç olduğu görülmektedir. Bu çalışmamızda klinisyenlerin sık olarak karşılaştığı ve teşhis koymada zorlandığı sorunlar arasında olan çocuk istismarı ve ihmalinin tarihsel süreçteki gelişimi, yaygınlığı, ortaya çıkmasında rol oynayan nedenler, türleri, çocuk sağlığı üzerindeki etkileri ve önleme çalışmaları ile ilgili güncel bilgiler verilmiştir.

Anahtar Kelimeler: Çocuk İstismarı  ; Çocuk İhmali  ; Çocuk Sağlığı  ; Adli Tıp

CURRENT LOOK AT CHİLD ABUSE
Abstract
All of the behaviors or inactions that harm the physical, sexual, emotional and social development of children and negatively affect their physical and mental health are defined as child abuse and neglect. Child abuse and neglect; It is all of the behaviors or inaction that harm the physical, sexual, emotional and social development of children and negatively affect their physical and mental health. Despite decades of research and clinical studies, the problem of child abuse and neglect maintains its prevalence and severity, and it continues to be a public health problem affecting all humanity in terms of its consequences. While child abuse, to which millions of children are subjected each year; is classified as physical, sexual, emotional abuse, child neglect is subdivided into physical, emotional, medical and educational neglect. Child abuse and neglect, in which many factors and risk factors play a role in its emergence, may have serious medical, mental, social and economic consequences on victims in the short and long term. Early diagnosis of this health problem, which has serious consequences for life, is very important. Diagnosis can be achieved easily by taking a detailed history, a careful physical examination and forensic evaluation, with all relevant medical and other organizations that need to cooperate work together, to provide a more comprehensive understanding of child safety and health. In this study, up-to-date information is given about the historical development, prevalence, causes of occurrence, types, effects on child health and prevention studies of child abuse and neglect, which are among the problems that clinicians frequently encounter and have difficulty in diagnosing.
Keywords: Child Abuse ; Child Neglect ; Child Health ; Forensic Medicine

Giriş

Çocuk istismarı, çocuklarda kısa ve uzun vadeli sağlık sorunlarına yol açabilen önemli bir halk sağlığı sorunudur. İnsanlık tarihi boyunca süregelen ve günümüzde de her toplumun ortak bir sorunu olan çocuk istismarı; tıbbi, hukuki, sosyal birçok boyutları olan evrensel bir problemdir. Her yıl milyonlarca çocuğun dünyanın her yerinde olumsuz sonuçlarıyla karşı karşıya kalmakta olduğu çocuk istismarı ve ihmali, mağdurlar üzerinde yıllar boyu sürecek sağlık sorunlarına, kişilik problemlerine, akademik başarısızlığa neden olabilmekte, duygusal ve davranışsal sorunlara yol açabilmektedir1. Bu olumsuz etkiler sadece mağdurları değil, tüm toplumu, ülkeleri ve daha geniş anlamda insanlığı etkileyen sosyal ve ekonomik sonuçlar doğurmaktadır. Yapılan çalışmalar, istismar mağduru çocukların uzun yıllar boyunca olumsuz sağlık problemlerinin yanında ciddi boyutlarda ekonomik sıkıntılar da yaşadığını göstermiştir. Fang ve arkadaşlarının çocuk istismarının ekonomik sonuçları ile ilgili Amerika Birleşik Devletlerinde yaptığı çalışmasında; çocuk istismarı ve ihmalinin kurbanlar üzerindeki yıllık toplam ekonomik yükünün yaklaşık yüz yirmi milyar doları bulduğu belirtilmiştir2. Sonuçları itibariyle toplumsal olarak ciddi sağlık problemlerine yol açan çocuk istismarını önlemek için; bölgesel, ulusal ve uluslararası düzeyde bireyler ve kuruluşlar arasında işbirliğinin bu sorunun çözümünde yaşamsal önem taşıdığını düşünmekteyiz.

Tarihçe

Çocuk istismarı; tarihsel süreç içerisinde birçok kaynakta geçmesine karşın tanımlanması ilk olarak 1860 yılında Fransız Adli Tıp Profesörü Ambres Tardieu tarafından yapılmıştır. Caffey 1946 yılında “Caffey Sendromu” , Kempe 1961 yılında “Hırpalanmış Çocuk Sendromu” tanımlamalarını yapmışlardır. Helfer ve Kempe 1972 yılında çocuk istismarını anne babaların veya çocuktan sorumlu diğer kişilerin gerçekleştirdiği veya sorumluluklarını yerine getirmeyi ihmal ettiği eylemler sonucu, çocukların kaza dışı zarara uğraması olarak tanımlamışlardır. Giovanni ve Becerra 1979 yılında yaptıkları çocuk istismarı tanımında; aileler veya çocuğu korumakla yükümlü kişi ve kurumların davranışlarının toplumsal değerlere aykırı bulunması gerektiğinin altını çizmişlerdir. Garbarino ve Gilliam 1980 yılında yaptıkları tanımda; uygunsuz ve zarar verici davranışların özellikle uzmanlar tarafından tespit edilmesi gerektiğini belirtmişlerdir. Chadwick ise 1991 yılında kaza dışı teriminden bilinçli olarak verilen zararın anlaşılması gerektiğini vurgulamıştır3. Belirli bir din veya kültürdeki insanlık ile evrenin yaratılış ve doğasını, geleneklere özgü inanç ve uygulamaların sebeplerini açıklamaya yönelik düşüncelerin ilişkilerini inceleyen bir bilim dalı olan mitolojik anlatılarda çocuk istismarına da değinilmiş olduğu görülmektedir4.
Dünden bugüne her dönemde ve her toplumda çocuklar, kendilerine karşı uygulanan kötü davranışlara karşı korunması gereken varlıklar olarak görülmüş olup, tarihsel süreç içerisinde çocukların korunmasına ilişkin ilk düzenlemeler ise daha çok çocukların çalıştırılmaları ile ilgili olarak gerçekleştirilmiştir. İlerleyen süreçte yapılan çalışmalarda çocuklara karşı her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılarak, çocuğun tam bir iyilik halinin sağlanması amacıyla ulusal ve uluslararası düzeyde sözleşmeler ve çocuk hakları bildirgeleri kabul edilmiştir. Çocuk hakları; çocukların bedensel, zihinsel, duygusal ve sosyal yönlerden sağlıklı bir şekilde gelişimlerinin tamamlanabilmesi için hukuk kuralları ile korunma altına alınmış yararları olarak tanımlanmaktadır. Çocuk hakları ile ilgili hem ulusal hem de uluslararası yasal düzenlemeler bulunmaktadır. 1924 yılında Milletler Cemiyeti tarafından kabul edilen Cenevre Çocuk Hakları Bildirgesi, uluslararası alanda çocuk haklarının korunmasına yönelik yapılan ilk sözleşmedir. 1931 yılında Türkiye tarafından da onaylanan bu bildirgede; çocukların doğal biçimde gelişmesine imkan sağlanması, aç çocukların beslenmesi, hasta çocukların tedavi edilmesi, terk edilmiş çocukların korunması, felaket anında yardımın öncelikle çocuklara yapılması, çocukların her türlü istismara karşı korunması ve kardeşlik duyguları içerisinde eğitilmeleri gerektiği belirtilmiştir5. Uluslararası hukukta çocuk haklarını düzenleyen temel yasal metin olan, çocukların istismar, ihmal ve her türlü kötü muameleye karşı korunmaları için evrensel ilkelerin yerleştirilmesi amacıyla 1989’da Birleşmiş Milletler Genel kurulu tarafından kabul edilen ve günümüzde bir çocuk anayasası niteliğinde sayılan Çocuk Hakları Sözleşmesi ile çocukların hakları güvence altında bulunmaktadır6. 42 maddelik bu sözleşme; çocukların siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel haklarının tanımlandığı ilk yasal belgedir. Bu sözleşmeye göre; on yedi yaşını bitirip on sekiz yaşından gün almamış her insan çocuk kabul edilir. Sözleşmenin 19. maddesi çocuğun, bakımıyla sorumlu olan kişilerden gelecek her türlü kötü muameleye karşı korunmasının sözleşmeyi imzalayan devletlerin yükümlülüğünde olması koşulunu sağlamıştır. Bu sözleşme, 2 Eylül 1990 tarihinde uluslararası yasa statüsüne kavuşmuş ve ülkemizde 27 Ocak 1995 tarihinde 22184 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak 4058 sayılı yasa ile iç hukuk kuralına dönüşmüştür. Sözleşmenin 7, 29 ve 30. maddeleri, Lozan Antlaşması ve T.C. Anayasasının ilgili maddeleri çerçevesinde yorumlama hakkı saklı tutularak onaylanmıştır. Çocuk hakları ile ilgili bir diğer uluslararası yasal metin olan, Türkiye Cumhuriyeti’nin de üyesi olduğu Avrupa Konseyi’nin 2007 yılında onayladığı Cinsel İstismar ve Sömürüye Karşı Çocukların Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi (Lanzarote Sözleşmesi) 2010 yılında ülkemiz tarafından onaylanmıştır. Lanzarote Sözleşmesi, çocukların cinsel sömürü ve cinsel istismara ilişkin riskler ve çocukların kendilerini nasıl koruyabilecekleri ve nasıl yardım isteyebilecekleri konusunda eğitilmesini devletlerden talep etmektedir. Ayrıca bu sözleşme, çocuklara cinsel amaçlarla ısrarla buluşma talebinde bulunmanın (sanal ayartma) suç olarak kabul edilmesini gerektiren ilk uluslararası belgedir. Diğer yandan çocuklarla ilgili Lahey Devletler Özel Hukuku Konferansı tarafından özellikle evlat edinme ve velayet konuları üzerinde düzenlenmiş sözleşmeler bulunmaktadır7. Ülkemizde çocuk istismarı ve ihmali ile mücadele kapsamında 1989 yılında Çocuk İstismarı ve İhmalini Önleme Derneği (CİİODER), 1991 yılında Çocuğu İstismardan Koruma ve Rehabilitasyon Derneği (ÇİKODER), 2015 yılında Nirengi Derneği, 2017 yılında Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı ile Mücadele Derneği (UCİM), 2018 yılında Çocuk İstismarı ve İhmali ile Mücadele Derneği (ÇİP) kurulmuştur.

İstismar Çeşitleri

Çocuk istismarı ve ihmali;

Toplumsal kurallar ve kültürel değerler açısından çocuk sağlığını tehlikeye düşüren, çocukların fiziksel, psikolojik, cinsel ve sosyal gelişimine zarar veren, güvenliğini tehlikeye sokan davranışların tümüdür. Bu olumsuz sonuçlar, çocuğa yöneltilen uygunsuz eylemler sonucu ortaya çıkabileceği gibi, yapılması gereken uygun davranışların ihmali sonucu da karşımıza çıkabilmektedir. Çocuk istismarı; fiziksel, cinsel, duygusal istismar ve çocuk ihmali olarak alt başlıklara ayrılmaktadır8.

Fiziksel İstismar

Çocuğun fiziksel istismarı; çocuğa karşı kasıtlı olarak kullanılan fiziksel güç sonucunda, çocuğun sağlığı, yaşamı, gelişmesi veya onuru açısından zararlı durumların ortaya çıkması, fiziksel açıdan zarar görerek bedensel bütünlüğünün bozulması şeklinde tanımlanabilir. Tokat, yumruk, tekme, sarsma, ısırma, boğma gibi herhangi bir alet kullanılmadan gerçekleştirilebileceği gibi, çocuk üzerinde fiziksel hasar oluşturabilecek her türlü künt/delici/kesici/ezici aletlerin, termal hasar oluşturabilecek objelerin kullanımı ile ortaya çıkabilir. Fiziksel şiddetin çocukları cezalandırmak içi kullanılan en yaygın yöntem olması ve travma bulgularının kolaylıkla görülebilmesi açısından, çocuk istismarı tipleri içerisinde en yüksek sıklıkta rastlanan ve belirlenmesi en kolay çocuk istismarı türü olduğu kabul edilmektedir9,10.
Fiziksel yaralanma ile sağlık kuruluşlarına gelen çocuklarda; özellikle fiziksel bulgularla uyumlu olmayan, çelişkili ifadelerle açıklanmaya çalışılan öykü, çocukta farklı zaman dilimlerinde meydana gelen şüpheli yaralanmaların varlığı, sağlık kuruluşlarına başvurularda gecikmelerin olması, fiziksel istismar olgularında oldukça sık karşılaşılan durumlardır. Fizik muayenede sıklıkla rastlanılabilecek semptomlar; herhangi bir travma sonucu da ortaya çıkabilecek olan ekimozlar, yumuşak doku ve iç organ yaralanmaları, yanıklardır. Çok sayıda ve yara yaşları farklı ekimozlar ve yanıklar, fiziksel istismar olasılığını güçlendiren bulgulardır. Özellikle çocuklarda ellerde ve ayaklarda fleksiyon çizgilerine kadar olan bölgedeki düzgün sınırlı yanık çeşidi olarak tanımlanan daldırma yanıkları, çocukların kendi başlarına yapmalarının çok güç olduğu, fiziksel istismarı işaret eden çok değerli fizik muayene bulgularından bir tanesini oluşturmaktadır. Çocuklarda fiziksel istismarı tespit edilmesinde en önemli bulgulardan bir diğeri fraktürlerdir. Özellikle spiral fraktürler, yüksek olasılıkla çocuğun fiziksel istismara maruz kaldığını göstermektedir. Bu lezyonların belirlenmesinde radyolojik görüntülemelerden yararlanılması tanıda çok önemli bir noktadır. Fiziksel istismar ile meydana gelebilecek iç organ hasarları sonucu oldukça mortal seyredebilen klinik tablolar ortaya çıkabilmektedir11,12,13.
Stoltenborgh ve arkadaşlarının çocukların fiziksel istismarının ortaya çıkmasındaki kültürel-coğrafik farklılıkları incelediği küresel metaanaliz çalışmasında; tüm dünyada bildirilen çocuk istismarı vakalarının %22,6’sının fiziksel istismar olduğu bulunmuştur14. Garcia ve arkadaşlarının acil servis başvurularında karşılaşılan çocuk istismarı vakalarındaki çalışmasında; fiziksel istismarın en sık görülen çocuk istismarı türü olduğu (%40,3), fiziksel istismarın erkeklerde, cinsel istismarın ise kız çocuklarında daha sık görüldüğü, kurbanların ortalama yaşının 4,3 olduğu, okul öncesi dönemdeki çocuklarda istismara daha sık karşılaşıldığı bulunmuştur15. Yapılan bu araştırmalar; fiziksel istismarın erkekler çocuklarında kız çocuklarına kıyasla daha yüksek oranda görüldüğü, faillerin ise genellikle erkekler olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca fiziksel istismar ile daha çok erken çocukluk döneminde karşılaşıldığı görülmektedir. Oliveira ve arkadaşlarının Brezilya’da birinci basamaktaki sağlık çalışanları tarafından çocukların fiziksel istismarının bildirilmesi ile ilgili yaptığı çalışmasında; vakaların oldukça yüksek bir oranda raporlanmamış olduğu, çocukların fiziksel istismarı bildirimini en sık çocuk doktorlarının, ardından sırasıyla aile hekimleri, hemşireler ve diş hekimlerinin yaptığı ifade edilmiştir16. Bu çalışmanın da gösterdiği gibi; istismarın tespitinde sağlıkçıların önemli bir rolü olduğu, çocukların hastane başvurularının çocuk istismarının tespitinde bir fırsat yarattığı görülmektedir. Vakaların yüksek bir oranda raporlanmamış olması ise, fiziksel istismar bulgularının kaza sonucu ortaya çıkabilecek belirtiler şeklinde algılanmasından kaynaklandığı düşünülmektedir. Kovler ve arkadaşlarının COVID-19 pandemisi sırasında pediatrik travma merkezlerine gelen fiziksel istismar vakaları üzerindeki çalışmasında; COVID-19 pandemisi sırasında çocukların fiziksel istismara maruz kalması sonucu oluşan travmatik yaralanmaların oranında artış olduğu, tüm yaralanmaların künt travma sonucu gerçekleştiği, vakaların %63’ünde kafa travması, %50’sinde kafatası kırıkları, %38’inde kafa içi kanama, %25’inde uzun kemik kırıkları meydana geldiği bulunmuştur12. COVID-19 pandemisi döneminde meydana gelen sosyal izolasyonun çocuk istismarı vakalarındaki artışta rol oynadığı düşünülmektedir.

Cinsel İstismar

Çocuğun cinsel istismarı; psiko-sosyal gelişme düzeyi açısından hazır olmayan, kendisinin tam olarak kavraması ve onay vermesi mümkün olmayan, toplumsal yasaları ihlal eden bir cinsel etkinliğe çocuğun zorla veya ikna edilerek dahil edilmesi şeklinde tanımlanmaktadır17. Cinsel istismar; cinsel organ teşhiri, çocuk pornografisi, çocuk fuhuşu, cinsel organ veya sair cisimle vajinal, anal ya da oral yoldan penetrasyona kadar uzanan çok farklı şekillerde gerçekleşebilmektedir18.Çeşitli sosyokültürel sebeplerle çoğu zaman bildirilmemesi sonucu genellikle gizli kalması sebebiyle çocuk istismarının saptanması en zor tiplerinden birini oluşturmaktadır. Failler; çocuk üzerinde yetki ve sorumluluk taşıyan yetişkinler olabileceği gibi çocuklar da olabilmektedir. Cinsel istismarın en ağır türlerinden biri olan ensest kavramı; anne, baba, kardeş, üvey anne/baba, amca, yeğen, büyükanne, büyükbaba gibi akrabalar arasında gerçekleşen cinsel aktivite olarak tanımlanmakla birlikte, son yıllarda yapılan araştırmalar, mağdurları bakmakla yükümlü olan tüm kişileri aralarındaki biyolojik ilişkiye bakmaksızın ensest tanımlamasına dahil etmiştir19.
Çocuk cinsel istismarı ile sağlık kuruluşlarına başvuran vakalarda fizik muayenede; genital bölge yaralanmasının bulguları olabileceği gibi, psikiyatrik bozukluklar, akademik başarısızlık, yaşa uygun olmayan cinsel davranışlar sergileme şeklinde davranışlar ile de karşılaşılabilir. Fiziksel bulgular; cinsel istismarın şekli, düzeyi ve olay tarihinden geçen süreye bağlı olarak sıklıkla bulunmayabilir. Fizik muayenede; labium majus ve minuslarda eritem, ekimoz, laserasyon, hymende yırtık, anüs çevresinde halka şeklinde ekimoz, azalmış/kaybolmuş anal sfinkter tonusu, anüs mukozasında hassasiyet, laserasyon, şişlik, sert ve yumuşak damakta peteşi, ekimoz, sıyrık, frenulumda laserasyon gibi penetrasyon bulgularının yanı sıra, özellikle kalça ve bacaklarda fiziksel istismar bulgularıyla karşılaşılabilmektedir18,20. Rossman ve arkadaşlarının yaptığı çalışmada; önceden cinsel ilişki deneyimi olmayan cinsel saldırı mağdurlarında, önceden cinsel ilişki yaşamış cinsel saldırı mağdurlarına kıyasla daha fazla genital yaralanmayla karşılaştıkları, bu genital yaralanmaların en sık fossa navicularis ve hymende görüldüğü ve en sık yaralanma şeklinin laserasyon olduğu belirtilmiştir. Bununla birlikte, daha önceden cinsel ilişki yaşamış cinsel saldırı mağdurlarında en sık karşılaşılan genital yaralanma bulgusunun ise labia minörlerde görülen eritem ve kızarıklık olduğu vurgulanmıştır21. Cinsel yönden aktif olmayan prepubertal veya adölesan dönemdeki çocuklarda cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların tespit edilmesi, cinsel istismara kanıt oluşturan önemli bulgulardan biridir. Cinsel istismar mağduru çocuk ve ergenler üzerinde yapılan bir çalışmada, preadölesan dönemdeki kız çocuklarının %3,2’sinde ve adölesan dönemdeki kız çocuklarının %14,6’sında cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara rastlandığı belirtilmiştir22. Vulva, vajina, rektum ve farinksten alınan sürüntü örneklerinde rastlanan sperm, semen, semen spesifik antijenler veya enzimler (Prostata Spesifik Protein-p30, Asit Fosfataz), cinsel istismar için tanı koydurucu laboratuvar bulgularıdır23.
Küresel ölçekte yapılan bir metaanaliz çalışmasında; erkek çocuklarının %7,6-7,9’unun, kız çocuklarının ise %18,0-19,7’sinin cinsel istismara maruz kaldığı bildirilmiştir24. Yüksel ve arkadaşlarının okul öncesi çağındaki 205 cinsel istismar mağduru çocuk üzerinde yaptığı retrospektif çalışmada; çocukların %86,3’ünde penetrasyon olmazken %13,7’sinde penetrasyon olduğu, erkek çocukların kız çocuklarına göre daha fazla penetrasyona maruz kaldığı, faillerin %4,2’sinin kadın olduğu bulunmuştur25. Ramabu’nun Botswana medyasındaki çocuklara yönelik cinsel istismar analizini yaptığı çalışmasında; son dört yıldaki bildirimlerin %21’ inin 2020 yılında, %30’ unun 2019 yılında, %19’unun 2018 yılında, %30’unun 2017 yılında yapıldığı, mağdur çocukların ortalama yaşının 12,9 olduğu, faillerin ortalama yaşının 29,6 olduğu, mağdurların %86,1’ inin kız çocuğu olduğu, faillerin %98,9’unun erkek olduğu, medyada bildirilen vakalardaki fail ile mağdurlardan %8,9’unun yakın ilişki içerisinde, %8,9’ unun komşu, %7,9’unun baba/üvey baba, %6,9’unun yabancı olduğu, %4’ünün aralarındaki ilişkinin bilinmediği belirtilmiştir26. Bu çalışmanın da gösterdiği gibi; cinsel istismar faillerini genellikle genç erişkin dönemindeki erkekler, mağdurlarını ise erken çocukluk-preadölesan dönemdeki kız çocukları oluşturmaktadır. Ayrıca cinsel istismar faillerinin genellikle mağdurların tanıdığı kişiler olduğu görülmektedir. Diaz ve arkadaşlarının 2012-2017 yılları arasında New York’ta 12-20 yaş arası 882 kadın üzerinde yaptığı çalışmada; istismara maruz kalan mağdurlardan %17,5’inin cinsel istismara, %19,5’inin fiziksel istismara, %30,7’sinin duygusal istismara, %26,2’sinin fiziksel ihmale ve %40,4’ünün duygusal ihmale uğradığı, tüm kötü muamele biçimleri ile uyuşturucu/alkol kullanmak, antisosyal davranışlar ve riskli cinsel davranışlar sergilemek arasında ilişki bulunduğu, fazla sayıda cinsel partnere sahip olmanın, uyuşturucu/alkol etkisi altındayken korunmasız cinsel ilişkide bulunmanın, para/uyuşturucu/barınak vb. karşılığında cinsel aktivitede bulunmanın, beş yaştan büyük cinsel partnere sahip olmanın riskli cinsel davranışlara örnek oluşturduğu belirtilmiştir27. Bu çalışmadan yola çıkarak; tüm çocuk istismarı türlerinin ortak risk faktörleri barındırdığı ve birden fazla istismar türünün bir arada olabileceği yorumlanabilir. Hornor’un çocuk ve ergenlerin uğradığı online cinsel taciz hakkındaki çalışmasında; online cinsel tacize uğradığını bildiren gençlerden %96’sının daha önce cinsel tacize veya duygusal istismara uğradığı, erkeklerin ziyaret ettikleri internet siteleri nedeniyle kızlara kıyasla istenmeyen cinsel taciz için daha yüksek risk altında olduğu bulunmuştur28. Tener ve arkadaşlarının COVID-19 sürecinin aile içi cinsel istismar üzerindeki etkilerini incelediği çalışmada; COVID-19 döneminde ortaya çıkan işsizlik ve sosyal izolasyon gibi faktörlerin çocukların cinsel istismarı için önemli bir risk faktörü olabileceği belirtilmiştir29.

Duygusal İstismar

Çocuğun duygusal istismarı; çocukların maruz kaldıkları davranışlar sonucu ihtiyaç duydukları ilgi, sevgi, bakımdan mahrum bırakılarak zihinsel sağlığının ve psikososyal gelişiminin olumsuz etkilenmesi şeklinde tanımlanabilir30. Genellikle mevkileri itibariyle çocuklar üzerinde yetki ve sorumlulukları bulunan kişiler tarafından gerçekleştirilen ve sıklıkla diğer istismar türleriyle birlikte bulunan duygusal istismar, çocukların fiziksel, zihinsel ve duygusal gelişimine zarar veren ve uzun vadeli istenmeyen sonuçlara yol açabilen çok önemli bir problemdir31. Tehdit, korkutma, küçük düşürme, alay etme, dışlama, aşırı baskı kurma, suç işlemeye teşvik etme, yaşının üzerinde sorumluluklar bekleme, ihtiyaç duyduğu fizyolojik ve duygusal ihtiyaçları karşılamama, sıklıkla görülen duygusal istismar şekilleridir11. 1995 yılında Çocuk İstismarı Amerika Profesyonel Topluluğu tarafından düzenlenen rehberde duygusal istismar; reddetme/yok sayma, tek başına bırakma, yıldırma, suça yöneltme ve çocuğu kendi çıkarına kullanma, duygusal cevabı yadsıma, çocuğun ihtiyaçlarının ihmal edilmesi şeklinde altı ana başlık altında sınıflandırılmıştır32. Suudi Arabistan’da yapılan kesitsel bir çalışmada; çocuk istismarları vakalarının %74,9’unun psikolojik istismar, %57,5’inin fiziksel istismar, %50,2’sinin ihmal ve %14’ünün cinsel istismar olduğu tespit bulunmuştur33.

İhmal

Çocuk istismarının en yaygın görülen türlerinden bir tanesini oluşturan çocuk ihmali; çocukların gelişimini olumsuz yönde etkileyen, ölümle sonuçlanabilen çok ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen bir halk sağlığı sorunudur34. Çocuğa bakmakla yükümlü kişi ya da kurumların bu yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucu çocuklar için gerekli olan temel fiziksel, duygusal, sosyal ihtiyaçlarının sağlanamaması olarak tanımlanmaktadır35. Çocuk ihmalinin pasif bir durum olması, diğer istismar türlerinden en önemli ayırt edici özelliğidir. Fiziksel, duygusal, tıbbi ve eğitimsel ihmal olarak alt başlıklara ayrılmaktadır. Fiziksel ihmal; çocukların yemek, barınma, giyecek gibi temel ihtiyaçlarının çeşitli sebepler ile sağlanmamasıdır. Duygusal ihmal; çocukların ihtiyaç duyduğu sevgi ve ilginin gösterilmemesi, psikolojik desteğin karşılanmamasıdır. Tıbbi ihmal; çocukların ihtiyaç duyduğu tıbbi bakımın zamanında ve uygun şekilde sağlanmaması olarak tanımlanabilir. Eğitimsel ihmal ise; çocukların eğitimsel gelişiminin sağlanmaması ya da desteklenmemesidir8. Tüm ihmal türlerinde çocuğa bakmakla yükümlü ebeveynlerin göstermiş olabileceği bilinçsiz davranışların yanı sıra, yaşanılan ekonomik sıkıntılar da bu tabloların ortaya çıkmasında rol oynayabilmektedir.
İstismardan daha sık görüldüğü kabul edilen çocuk ihmalinin tanınmasında, ihmale yol açan risk faktörlerinin ve sebeplerin belirlenmesi önemli rol oynamaktadır. Çocukların yaşadığı ortamlarda karşılarına çıkabilecek problemlerin tespit edilmesi, sağlıklarını tehdit eden risk faktörlerinin ortadan kaldırılmasında ilk aşamayı oluşturmaktadır. Bu noktada başta ebeveynler olmak üzere tüm toplumu bilgilendirerek gerekli sosyal farkındalığın sağlanması, çocukların gelişimlerini olumsuz etkileyecek sorunların tanınması ve önlenmesinde etkilidir. Ülkemizde üniversite öğrencilerinin çocukluk dönemlerindeki yaşadıkları olumsuz deneyimlerine değerlendiren bir çalışmada; fiziksel ihmal sıklığının %5.7 olduğu bulunurken, duygusal ihmal sıklığının ise %8.8 olduğu bulunmuş olup, yakın zamanda Amerika Birleşik Devletleri Çocuk Koruma Hizmetleri Departmanında tespit edilen 678 binden fazla çocuk istismarı vakalarının büyük çoğunluğunun ihmal (%60.8), ardından fiziksel istismar (%10.7) ve cinsel istismar (%7.0) olduğu, raporlanan bildirimlerin %15.5’inde çocukların iki veya daha fazla istismar türüne maruz kaldığı belirtilmiştir36,37.
İstismar ve İhmalin Çocuk Ruh Sağlığı Üzerindeki Etkileri
Çocuk istismarı ve ihmali tüm dünyada giderek artan ve çocuk üzerinde sadece fiziksel değil ruhsal olarak da kısa ve uzun vadede önemli sorunlara yol açan bir halk sağlığı problemidir. Tüm istismar türlerinin çocuk üzerinde duygusal, fiziksel, zihinsel ve sosyal açıdan ciddi olumsuz etkileri bulunmakla birlikte özellikle cinsel istismarın çocuklar üzerinde kısa ve uzun dönemde birçok olumsuz etkisi olduğu belirtilmektedir38. İstismara uğrayan çocukların %40’ından fazlasında istismarın hemen sonrasında hiçbir semptom gözlenmeyebilir39. Bu durum çocuğun travmatize olmadığı anlamına gelmez. İzlem çalışmalarında hiç belirti göstermeyen çocukların %10-20’sinde 12-18 ay içerisinde belirti ortaya çıktığı görülmüştür40. Ülkemizde yapılan çok merkezli bir çalışmada cinsel istismara uğrayan kızların % 70’inde, erkeklerin ise %56’sında en az bir psikiyatrik bozukluk saptanmıştır. Çocuğa ve istismara ilişkin faktörlere göre değişmekle birlikte, çocuk ve ergenlerde cinsel istismar sonrası en sık görülen psikopatolojiler Travma Sonrası stres Bozukluğu (TSSB) ve Major Depresyondur. Özellikle erken yaşta cinsel istismara uğramanın benlik gelişimini olumsuz etkilediği, bu çocuklardaki düşük benlik algısının depresyon için önemli bir belirteç olduğu bildirilmiştir41. Bu çocuklarda kısa dönemde Akut Stres Bozukluğu’na ek olarak korku ve kaygı duyma, uyum bozuklukları, intihar düşünce ve girişimi, kendine zarar verme davranışı, dikkat ve konsantrasyon güçlükleri, öfkelilik, suçluluk ve utanç duyguları, yeme ve uykuya ilişkin bozukluklar sık görülmektedir42. Çocukluk çağı cinsel istismarının geç dönem etkileri arasında ise depresyon, anksiyete bozuklukları, alkol-madde kullanım bozukluğu, öz kıyım davranışları, borderline kişilik bozukluğu, panik bozukluk, bulimiya nevroza gibi yeme bozuklukları, disosiyatif kimlik bozukluğu gibi psikiyatrik bozukluklar yer almaktadır43.
Sık görülen fakat saptanması en zor istismar türü olan duygusal istismarın da çocuklar üzerinde birçok ruhsal soruna yol açtığı bilinmektedir. Bu çocuklarda düşük benlik saygısı, öz güven eksikliği, yetersizlik ve değersizlik hissi, öfke nöbetleri, yıkıcı davranım bozuklukları, kaygı bozuklukları, madde kullanımı, depresif bozukluklar ve intihar davranışları daha fazla görülmektedir44. Ayrıca bu çocukların normal zeka düzeyinde olmalarına rağmen algılama, öğrenme güçlükleri ve odaklanma sorunu yaşadıkları, düşük akademik performans sergiledikleri görülmüştür45. Duygusal istismar uzun dönemde yeme bozuklukları, alkol-madde kullanımı, saldırgan davranışlar, riskli cinsel davranışlar ve öz kıyım davranışları ile; kısa dönemde parmak emme, alt ıslatma gibi regresif belirtilerle ilişkili bulunmuştur. Duygusal istismar mağdurları ebeveyn olduklarında kendi çocuklarına karşı daha az destekleyici oldukları, uygunsuz ve olumsuz ebeveyn davranışları sergiledikleri gösterilmiştir46.
Fiziksel istismar da diğer istismar türleri gibi çocuğun bilişsel, davranışsal ve kişilerarası ilişkilerinde ciddi sorunlara neden olur. Bu çocuklarda bilişsel yetilerde bozukluk ve akademik başarısızlık akranlarına göre daha sıktır. Fiziksel istismara uğramış çocuklarda özellikle sosyal işlevsellik alanındaki sorunlar göze çarpar. Bu çocuklar akran ilişkilerinde genelde ya çekimser, içe kapanık, az iletişim kuran çocuklar olurlar, ya da duygusallıktan yoksun, öfkeli ve şiddete meyilli olurlar. Bu çocuklarda yaş arttıkça saldırganlık, suça sürüklenme, davranım bozuklukları sık görülür. Geç ergenlik ve yetişkinlik döneminde madde kötüye kullanımı, antisosyal kişilik bozuklukları, riskli davranışlar, intihara meyil ve kaygı bozuklukları gibi psikiyatrik bozukluklar topluma oranla daha sık görülmektedir47. İstismarın en önemli sonuçlarından biri de istismara uğrayan çocukların yetişkinlikte istismarcı konumuna gelmesidir48. Bunun meydana gelmesini önlemek için istismara uğramış çocukların tıbbi ve ruhsal sağaltımlarının bir an önce yapılması oldukça önemlidir. Özellikle cinsel istismar mağduru çocukların aileleri de bu durumdan oldukça fazla travmatize olduğu bilinmektedir. Bu nedenle istismar mağduru çocukların ailelerine de ruhsal destek sağlanmalıdır.
Çocuk ihmalinin ise en az fiziksel veya cinsel istismar kadar çocuk ruh sağlığına zarar verici olduğu bilinmektedir. Özellikle yaşamın ilk yıllarındaki ihmalin, çocukluk, ergenlik ve yetişkinlik döneminde görülebilecek uzun vadeli negatif sonuçları olduğu, erken ihmal deneyimi olan çocukların içselleştirilmiş (depresyon, içe çekilme ve özgüven eksikliği) ve dışsallaştırılmış (dürtüsellik, saldırganlık gibi dışa vurma) belirtiler gösterdikleri bildirilmiştir49. Yine erken çocukluk döneminde ihmale uğrayan çocuklarda bilişsel gelişim, dil gelişimi ve davranışsal gelişimde gecikme görülmektedir. İhmal özellikle daha sonraki yaşamda davranışsal zorlukların gelişiminde önemli bir rol oynayan ifade edici, alıcı ve genel dil gelişiminde gecikme ile ilişkili bulunmuştur35. İnfantil dönemde ihmal edilen çocukların kaygılı bağlanma gösterdikleri, ebeveyne ve başkalarına daha bağımlı, düşük özgüvenli ve daha fazla davranım sorunları olan çocuklar oldukları gösterilmiştir. Ayrıca bu çocukların duygularını ifade etmekte ve başkalarının duygularını anlamlandırmakta zorlandıkları, empati kuramadıkları ve kendilerine ve çevrelerine ait negatif bir algıya sahip oldukları belirlenmiştir50. Yapılan çalışmalarda ihmal, adölesan dönemde intihar, kendine zarar verme davranışları, anksiyete ve depresif bozukluklar, düşük akademik başarı ve yetişkin dönemde kişilik bozuklukları ile ilişkili bulunmuştur34.

Korunma

Çocuk sağlığı üzerinde birçok probleme yol açan ve sonuçları itibariyle ciddi bir halk sağlığı sorunu olan çocuk istismarından korunmak; istismarı engellemede en önemli aşamalardan biri olup, bütüncül ve sistematik bir yaklaşım ile mümkün olabilmektedir. Çocuk istismarını önlemek için istismara yol açan risk faktörlerinin ortadan kaldırılması ve çocukların sağlıklı gelişimi için ihtiyaç duyduğu sosyal desteğin karşılanması gerekmektedir.
Çocukların istismarın olumsuz sonuçlarından korunması için yapılan çalışmalar, birincil, ikincil ve üçüncül koruma önlemleri olarak üç başlık altında sınıflandırılmaktadır. Birincil koruma önlemlerini; istismarın oluşumunu engellemeye yönelik çalışmalar, ikincil koruma önlemlerini; istismar olayı meydana geldikten sonraki erken tanı ve tedavi çalışmaları, üçüncül koruma önlemlerini ise; istismara maruz kalmış çocuklardaki rehabilitasyon çalışmaları oluşturmaktadır. Çocuk istismarı konusunda başta anne, baba ve çocuklar olmak üzere tüm insanların açık bir şekilde bilgilendirilerek toplumsal farkındalık oluşturulması, risk gruplarının belirlenmesi, ilgili kurumların istismar vakalarına müdahalesine yönelik eğitilmesi, sağlık ve sosyal bakım hizmetlerinin geliştirilerek gerekli hukuki düzenlemelerin yapılması, birincil koruma önlemleri içerisinde yer alan girişimlerdir. Sağlık kuruluşlarında çalışan personellerin bu durum ile ilgili hassasiyeti ve dikkati, vakaların erken tanısında ve tedavisinde büyük önem arz etmektedir51.
Ülkemizde çocuklara yönelik cinsel istismar ile mücadele amacıyla 2010 yılında ilk olarak pilot il Ankara’da kurulan ve günümüzde toplam sayısı 53 olan Çocuk İzlem Merkezleri; cinsel istismar şüphesi olan çocukların beyanının çocuk dostu bir ortamda alınarak adli ve tıbbi muayenelerinin yapıldığı, sosyal hizmet desteği ve aile danışmanlığı verilerek adli mercilere gereken raporların hazırlandığı merkezlerdir. Bu merkezlerin kuruluş amaçları; cinsel istismara uğrayan çocuğun incelemesi ve tedavisi aşamasında merkez tarafından gerekli görülen sağlık, eğitim, kolluk kuvvetleri, hukuk ve adalet sistemi gibi işbirliği yapılması gereken diğer kamu kuruluşları ile eşgüdüm içinde hizmet sağlanması, çocuğa hukuki yardım yapılıp çocuğun hakları savunulurken ikincil travmanın önlenmesi, merkezde oluşturulacak güvenli ve çocuk dostu ortam ile çocuktaki travmanın etkilerinin azaltılması, korunma altına alınması gereken olgularda, çocuğun güven içinde kalabileceği uygun bir ortam sağlanıncaya kadar geçici bir süre barınma, beslenme, giyim, sağlık ve güvenlik gereksinimlerinin karşılanması, ailenin yaşadığı travmanın ve yaşanan olayın sağlıklı değerlendirilmesi amacıyla aile ile görüşülmesi, ailenin ilk danışmanlık gereksinimlerinin karşılanması, meslek elemanlarının hizmet içi eğitimlerine destek verilmesi, toplumun çocuğa yönelik suçlar ve bu suçlardan korunma yolları konusunda bilinçlenmesinin sağlanması şeklinde tanımlanmaktadır. Bu merkezlerde; adli tıp uzmanı, sosyal hizmet uzmanı, psikolog, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nı temsilen bir sosyal hizmet uzmanı ve hemşire, adliyeden görevlendirilen bir Cumhuriyet Savcısı ve CMK tarafından görevlendirilen bir avukat bulunmaktadır52. Ayrıca, şiddete maruz kalan kadın ve çocuklara destek sağlamak ve korumak amacıyla Türkiye’nin farklı yerlerinde Çalışma Sosyal Hizmetler ve Aile Bakanlığı tarafından kurulan Şiddet Önleme ve İzleme Merkezlerinde (ŞÖNİM) aynı zamanda şiddet uygulayan kişilere yönelik rehabilitasyon ve danışmanlık hizmetleri de sunulmaktadır53.
Korunma ihtiyacı olan çocuklar; ebeveynleri hayatta olmadığı için kendisine bakacak kimsesi olmayan, ebeveynleri tarafından terk edilen, ebeveynleri tarafından istismara ve ihmale uğrayan, suça sürüklenen çocuklar için kullanılan kavramdır. Temelde çocukların bakımından sorumlu olan ebeveynlerin yokluğunda veya ebeveynlerin çocukları üzerindeki sorumluluklarını yerine getirmediği durumlarda, ülkelerin çocuk koruma sistemleri devreye girmektedir. Çeşitli nedenlerle korunma ihtiyacı olan çocuklar için kurulan kuruluşlar arasında ülkemizde çocuk evleri, çocuk yuvaları, yetiştirme yurtları, sevgi evleri bulunmaktadır. Geçmiş yıllarda korunma ve bakıma ihtiyacı olan çocuklara verilen hizmetlerde kuruluş bakımı öncelikli iken, son yıllarda kuruluş bakımında bulunan çocukların öncelikle ailelerinin yanına döndürülmesi, evlat edindirilmesi, koruyucu aile hizmetinden yararlandırılması, bunların mümkün olmadığı durumlarda ise çocuk evine ve sevgi evine yerleştirilmesi hedeflenmektedir. Bu doğrultuda ülkemizde son yıllarda çocuk evi ve sevgi evi sayılarında artış görülürken, yurt ve yuva sayıları azalmaktadır54.
Türkiye’de çocuk istismarı ve ihmalinin hukuksal boyutunda özellikle 2005 yılında çıkarılan 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu bu konudaki temel yasal düzenlemedir. Bu yasada; korunma ihtiyacı olan veya suça sürüklenen çocukların korunmasına, haklarının ve esenliklerinin güvence altına alınmasına ilişkin düzenlemeler yer almaktadır. İhlalin önlenmesi ve olumsuz sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ilişkin düzenlemeler; 2828 Sayılı Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu (1983), 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu (2005), 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun (2012), 4787 Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun (2003), 4857 Sayılı İş Kanunu (2003), 5187 Sayılı Basın Kanunu (2004) ve çeşitli diğer yönetmeliklerde yer almaktadır. Ayrıca çocuk istismarı ve ihmali ile ilgili Anayasa ve 4271 sayılı Türk Medeni Kanununda çocuk hukuku ile ilgili temel bağlayıcı ilkeler yer almaktadır. Çocuk haklarının ihlali ve istismar halinde yargılama usulleri 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (2004); uygulanacak yaptırımlar 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununda (TCK) (2004) yer almaktadır55.

Sonuç

Çocuk istismarı ve ihmali tüm dünyada yaygın olarak görülen, çocuklar üzerinde fiziksel, ruhsal, bilişsel ve sosyal alanlarda olumsuz etkilere yol açan önemli bir toplumsal sorundur. Neden olan faktörlerin belirlenmesi ve bu faktörleri ortadan kaldıracak çözümlerin bulunması istismarı önlemede birincil adımdır. İstismarın önüne geçilebilmesinde en önemli adımlardan birisi de toplumun istismar konusunda bilgilendirilmesidir. Medya bu hususta önemli bir araçtır. İstismara yönelik oluşturulacak kamu spotları toplumsal farkındalık yaratmak için etkili olacaktır. Çocuklara yaş ve gelişim düzeylerine uygun olarak cinsel eğitim verilmesi, aileler, eğitimciler ve sağlık çalışanlarının istismar konusunda eğitilmesi, bu eğitimlerde istismarı fark ettiklerinde gerekli kurumlara bildirim yapmaları gerektiği ve bunu nasıl yapacaklarının öğretilmesinin önemli olduğunu düşünmekteyiz. Günümüzde başta cinsel istismar olmak üzere istismar olaylarının birçoğu gizlenmekte veya üstü kapatılmakta ve bu durum istismarın süreğenleşmesine neden olmaktadır. Bu nedenle toplumsal çekinceler ve korkularla saklanan durumların bildirilmesi konusunda toplumsal farkındalık yaratılmalıdır. Bunlara ek olarak çocukları korumaya ve istismarı önlemeye karşı caydırıcı yasal düzenlemeler ve devlet politikaları geliştirilmeli, ailelere ve çocuklara gerekli sosyal destek sağlanmalıdır.
Sonuç olarak, çocuk istismarının engellenmesinde sanığın cezalandırılmasının yanında çocuğun korunması da çok önemli olup, bugünün istismarcılarının büyük çoğunluğunun çocukluğunda istismara uğramış bireyler olduğu unutulmamalıdır. Mağdurun istismarcıya dönüştüğü kuşaklar arası bu aktarımın kırılması şüphesiz istismarı önlemede en etkili müdahale olacaktır. Bunu başarabilmek için istismara karşı toplum farkındalığının arttırılması, istismara ortam sağlayan olumsuz ailesel özelliklerin ve zorlayıcı sosyoekonomik şartların düzeltilmesi gerekmektedir. İstismarın önüne geçilmesi ancak eğitim, sağlık, hukuk, aile ve sosyal politikalar gibi birçok devlet kurumun multidisipliner çalışması ile mümkün olacaktır.
Kaynaklar
1. Alazri, Zeinab, and Kathleen M. Hanna. 2020. “School Personnel and Child Abuse and Neglect Reporting Behavior: An Integrative Review.” Children and Youth Services Review 112: 104892.
2. Fang, Xiangming, Derek S. Brown, Curtis S. Florence, and James A. Mercy. 2012. “The Economic Burden of Child Maltreatment in the United States and Implications for Prevention.” Child Abuse and Neglect 36(2): 156–65.
3. Acehan, Selen et al. 2013. “Evaluation of Child Abuse and Neglect.” Arşiv Kaynak Tarama Dergisi 22(4): 591–614.
4. Özer, E., Tokdemir, M. B., Yıldıırım, A., Koçak, U., Bütün, C., Enginyurt, Ö. 2014. “Mitolojide Çocuk Istismarı Olguları.” : 111–15.
5. Dirican, R . (2018). Tarihi Süreçte Çocukluk ve Çocuk Hakları . Çocuk ve Gelişim Dergisi , 2 (2) , 51-62 . DOI: 10.36731/cg.472028
6. Cappa, Claudia, and Nicole Petrowski. 2020. “Thirty Years after the Adoption of the Convention on the Rights of the Child: Progress and Challenges in Building Statistical Evidence on Violence against Children.” Child Abuse and Neglect 110(March): 2019–20.
7. Akyüz, E. (2012). Çocuk hukuku. Ankara: Pegem Akademi.
8. Dokgöz, H., Polat, O. Çocuk İstismarı ve İhmali, Dokgöz, H, editör, Adli Tıp&Adli Bilimler, 2. Baskı, Ankara, Akademisyen Kitabevi, 2020, p. 379-417.
9. Sarı, Hatice Yıldırım, Esra Ardahan, and Beste Özgüven Öztornacı. 2016. “Çocuk Ihmal Ve Istismarına Ilişkin Son 10 Yılda Yapılan Sistematik Derlemeler.” TAF Preventive Medicine Bulletin 15(6): 501–11.
10. Vlahovicova K, Melendez-Torres GJ, Leijten P, Knerr W, Gardner F. Parenting Programs for the Prevention of Child Physical Abuse Recurrence: A Systematic Review and Meta-Analysis. Clin Child Fam Psychol Rev. 2017 Sep;20(3):351-365. doi: 10.1007/s10567-017-0232-7. Erratum in: Clin Child Fam Psychol Rev. 2017 May 5;: PMID: 28378136; PMCID: PMC5527061.
11. Adli Tıp Ders Kitabı, Istanbul Üniversitesi Yayınları: 4898. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Yayınları; 281, İstanbul, (2011)
12. Kovler, Mark L. et al. 2020. “Increased Proportion of Physical Child Abuse Injuries at a Level I Pediatric Trauma Center during the Covid-19 Pandemic.” Child Abuse and Neglect: 104756.
13. Shaw, Jessalyn, and Kirsten Simonton. 2020. “Pediatric Fractures: Identifying and Managing Physical Abuse.” Clinical Pediatric Emergency Medicine: 100786.
14. Stoltenborgh, Marije, Marian J Bakermans-kranenburg, Marinus H Van, and Lenneke R A Alink. 2013. “Analysis of Global Prevalence.” (April): 37–41.
15. Solís-García, Gonzalo et al. 2019. “Child Abuse in the Emergency Department: Epidemiology, Management, and Follow-Up.” Anales de Pediatría (English Edition) 91(1): 37–41.
16. Silva-Oliveira, Fernando et al. 2020. “Reporting of Child Physical Abuse by a Group of Brazilian Primary Care Health Professionals and Associated Factors.” Child Abuse and Neglect 107: 104571.
17. Ullmann, Elisabeth, and Werner Hilweg, eds. Childhood and trauma: Separation, abuse, war. Routledge, 2019.
18. Polat, O. Çocuk İstismarı, Adli Tıp. İstanbul, Der Yayınları, Yayın No:290, 2001, p. 143-233.
19. Yıldırım, A., & Gümüş, B. (2011). Difficulty in revealing the abuse: incest. Cumhuriyet Medical Journal, 33(1), 114-118.
20. Adams JA, Farst KJ, Kellogg ND. Interpretation of Medical Findings in Suspected Child Sexual Abuse: An Update for 2018. J Pediatr Adolesc Gynecol. 2018 Jun;31(3):225-231. doi: 10.1016/j.jpag.2017.12.011. Epub 2017 Dec 30. Erratum in: J Pediatr Adolesc Gynecol. 2018 Dec;31(6):655. PMID: 29294380.
21. Rossman L, Solis S, Ouellette L, Kolacki C, Jones JS. Colposcopic genital findings in female sexual assault victims: Relationship to prior sexual intercourse experience. Am J Emerg Med. 2020 Nov 2:S0735-6757(20)30955-4. doi: 10.1016/j.ajem.2020.10.059. Epub ahead of print. PMID: 33162265.
22. Kellog nD, Menard sW, santos A, Genitalanatomy in pregnantadolescents: ‘’normal’’ does don’nt mean ‘’nothing happened ‘’. pediatrics. 2009;124:67.
23. Işık H, Dokgöz H. Çocukta cinsel istismar ve adli tıp yaklaşımı. Cantürk G, editör. Çocuk İstismarı ve İhmali 1. Baskı. Ankara: Türkiye Klinikleri; 2021. p.12-8.
24. Russell, D., Higgins, D., & Posso, A. (2020). Preventing child sexual abuse: A systematic review of interventions and their efficacy in developing countries. In Child Abuse and Neglect (Vol. 102, p. 104395). Elsevier Ltd. https://doi.org/10.1016/j.chiabu.2020.104395
25. Yüksel, F., & Koçtürk, N. (2020). Child sexual abuse in preschool age: Victims, perpetrators and familial risk factors. Children and Youth Services Review, 117, 105297. https://doi.org/10.1016/j.childyouth.2020.105297
26. Ramabu, N. M. (2020). A content analysis of Botswana media coverage of child sexual abuse. Children and Youth Services Review, 117, 105264. https://doi.org/10.1016/j.childyouth.2020.105264
27. Diaz, A., Shankar, V., Nucci-Sack, A., Linares, L. O., Salandy, A., Strickler, H. D., Burk, R. D., & Schlecht, N. F. (2020). Effect of child abuse and neglect on risk behaviors in inner-city minority female adolescents and young adults. Child Abuse and Neglect, 101, 104347. https://doi.org/10.1016/j.chiabu.2019.104347
28. Hornor, G. (2020). Online Sexual Solicitation of Children and Adolescents. Journal of Pediatric Health Care, 34(6), 610–618. https://doi.org/10.1016/j.pedhc.2020.05.008
29. Tener, D., Marmor, A., Katz, C., Newman, A., Silovsky, J. F., Shields, J., & Taylor, E. (2020). How does COVID-19 impact intrafamilial child sexual abuse? Comparison analysis of reports by practitioners in Israel and the US. Child Abuse and Neglect, 104779. https://doi.org/10.1016/j.chiabu.2020.104779
30. Teicher MH, Samson JA. Annual Research Review: Enduring neurobiological effects of childhood abuse and neglect. J Child Psychol Psychiatry. 2016 Mar;57(3):241-66. doi: 10.1111/jcpp.12507. Epub 2016 Feb 1. PMID: 26831814; PMCID: PMC4760853.
31. Dye HL. Is Emotional Abuse As Harmful as Physical and/or Sexual Abuse? J Child Adolesc Trauma. 2019 Dec 10;13(4):399-407. doi: 10.1007/s40653-019-00292-y. PMID: 33269040; PMCID: PMC7683637.
32. Karagöz YS, Uran P. Duygusal istismar. Cantürk G, editör. Çocuk İstismarı ve İhmali. 1. Baskı. Ankara: Türkiye Klinikleri; 2021. p.19-24.
33. Salami, Salma, and Eman Alhalal. 2020. “Nurses’ Intention to Report Child Abuse in Saudi Arabia: A Cross-Sectional Study.” Child abuse & neglect 106: 104514.
34. Avdibegović, Esmina, and Maja Brkić. “Child Neglect-Causes and Consequences.” Psychiatria Danubina 32.Suppl 3 (2020): 337-342.)
35. Spratt EG, Frienenberg SL, Swenson CC, La Rose A, De Bellis Md, Macias M et al.: The effects of early neglect on cognitive, language and behavioral functioning in childhood. Psychology (Irvine) 2012; 3:175–182.
36. Yıldız Yıldırım Ç, Ulukol B. Çocuk ihmali. Cantürk G, editör. Çocuk İstismarı ve İhmali. 1. Baskı. Ankara: Türkiye Klinikleri; 2021. p.25-8.
37. Whelan, John et al. 2020. “Deviations in Criminal Filings of Child Abuse and Neglect during COVID-19 from Forecasted Models: An Analysis of the State of Oklahoma, USA.” Child Abuse and Neglect: 104863.
38. Renteria, S. C. (2005). [Sexual abuse of female children and adolescents-detection, examination and primary care]. Therapeutische Umschau. Revue therapeutique, 62(4), 230-237.
39. Rind, B., Tromovitch, P., & Bauserman, R. (1998). A meta-analytic examination of assumed properties of child sexual abuse using college samples. Psychological bulletin, 124(1), 22.
40. Putnam, F. W. (2003). Ten-year research update review: Child sexual abuse. Journal of the American Academy of Child & Adolescent Psychiatry, 42(3), 269-278.
41. Soylu, N., Ayaz, M., Gökten, E. S., Alpaslan, A. H., Dönmez, Y. E., Özcan, Ö. Ö., … & Tufan, A. E. (2016). Gender Differences in Sexually Abused Children and Adolescents: A Multicenter Study in Turkey. Journal of child sexual abuse, 25(4), 415-427).
42. Pérez-Fuentes G, Olfson M, Villegas L, Morcillo C, Wang S, Blanco C. Prevalence and correlates of child sexual abuse: A national study. Compr Psychiatry. 2013;54(1):16–27.
43. Hailes HP, Yu R, Danese A, Fazel S. Long-term outcomes of childhood sexual abuse: an umbrella review. The lancet Psychiatry. 2019;6(10):830–9.
44. İşeri, E. (2006). Duygusal İstismar, Çocuk İstismarı ve İhmaline Multidisipliner Yaklaşım.
45. Dinleyici, M., & Dağlı, F. (2016). Duygusal ihmal, istismar ve çocuk hekiminin rolü/emotıonal abuse, neglect and the role of pedıatrıcıan. Osmangazi Tıp Dergisi, 38(2), 18-27.
46. Hart S.N., Brassard M.R., Binggeli N.J., et al. (2002) Psychological maltreatment. In: Myers JE, Berliner L, Briere J, et al, editors. The APSAC handbook on child maltreatment. 2nd edition. Thousand Oaks (CA): Sage Publications.. p. 79– 104.
47. Taner, Yasemin, and Bahar Gökler “Çocuk istismarı ve ihmali: Psikiyatrik yönleri.” Acta Medica 35.2 (2004): 82-86.
48. Romano, E., & De Luca, R. V. (1997). Exploring the relationship between childhood sexual abuse and adult sexual perpetration. Journal of Family Violence, 12(1), 85-98.
49. Rees G, Stein M, Hicks L, Gorin S: Adolescent Neglect – Research Policy and Practice. London: Jessica Kingsley Publishers, 2011.
50. Peterson A: Consequences of child abuse and neglect. In: Peterson A, Joseph J, Feit M (eds): New Directions in Child Abuse and Neglect Research, 111-175. IOM (Institute of Medicine) and NRC (National Research Council), The National Academies Press, 2014.
51. Turhan, E., Sangün Ö., İnandı, T. Child Abuse and Prevention In Primary Care. Sürekli Tıp Eğitimi Dergisi (2006, Cilt 15, Sayı 9).
52. Aydemir, İ., Yurtkulu, F. “Çocuğa yönelik cinsel istismarla mücadelede: Çocuk İzlem Merkezi.” Ankara Sağlık Bilimleri Dergisi 1.2 (2012): 151-165.
53. Reçber, B . “Türkiye’de Şiddet Önleme Ve İzleme Merkezleri Etkin Mi?” . Yönetim ve Ekonomi Araştırmaları Dergisi 16 (2018 ): 367-376 https://dergipark.org.tr/en/pub/yead/article/477211
54. Yazıcı, E. Korunmaya Muhtaç Çocuklar Ve Çocuk Evleri. Mustafa Kemal University Journal of Social Sciences Institute (Year:2012, Volume: 9, Issue:18, s. 499-525).
55. Uğurlu, Z., & Gülşen, İ. A. (2014). Çocuk Haklari Ve Hukuki̇ Bağlamda Çocuğun İhmal Vİsti̇smardan Korunmasi. Uluslararası Sosyal ve Eğitim Bilimleri Dergisi, 1(1), 36. https://doi.org/10.20860/ijoses.40982.

Kaynak:  Editörlüğünü Prof. Dr.Ali YILDIRIM’ın yaptığı Türkiye Klinikleri Dergisinde
Prof. Dr. ALİ YILDIRIM ve Arkadaşlarının Yazdığı Kitaptan alınan makale ve bölümlerden alıntı yapılmıştır.

Nuri ŞAHİN   baskenthaber.org nurisahin0638@gmail.com
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.