Dolar 15,5443
Euro 16,2364
Altın 911,76
BİST 2.390,79
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 22°C
Az Bulutlu
Ankara
22°C
Az Bulutlu
Sal 25°C
Çar 14°C
Per 15°C
Cum 20°C

Fransız İhtilali ve Şarklı

Tarihçi - Yazar filiz_tazmanya@hotmail.com
A+
A-
04.07.2021
ABONE OL

Charles de Gaulle’ün ‘Fransa’da tek bir kategori insan yaşıyor’ sözü Fransa’da on milyon Müslümanların yaşadığını kabul eden bir demeç olarak tarihe geçti.

Gelelim bir önce ki yazının devamı olan Fransız İhtilaline!

Reklam

Fransa’nın İslam coğrafyası ile yakın tarihi ilişkileri, ihtilalın menşeinde Şark’ın etkisinin sanılanın aksine yadsınılmayacak kadar önemli olduğu gerçeğini hatırlatır.

Bazı tarihçiler ihtilalın sebebi görülen ülkenin durgun bir ekonomi ve baskı altında olan köylü ve burjuvaziden kaynaklandığı düşüncesini artık bir kenara bırakılması üzerinde durmaktadır. Onlara göre ihtilal girişimci, reformcu, büyüyen ticaret ve endüstrileşme, modernleşme ve bilimsel gelişmenin kaçınılmaz olarak yaşandığı bir ortamın ürünüdür. Dolaysıyla böyle bir ortamın inşasında İslam medeniyetinin tesirinin ve kazandırdıklarının kabul edilmesi gerekir. Nitekim yayınlanan İnsan Hakları Beyannamesiyle İslam hukukunun prensipleri arasında benzerlikler vardır. Beyannamenin içeriğinde yer alan birçok maddenin İslam ananeleri ve kuralları örnek alınarak tahsis edilmiş ve laik hukukun hazırlanmasında ilham kaynağı olmuştur. Örnek olarak Madde 3- Her hâkimiyetin esası, bizzat millettir. Hiçbir sınıf, hiçbir fert, aşikâr olarak kendisinden sadır olmayan bir sultayı kullanamaz ibaresi yer alır. Hz. Peygamberin ölümünden sonra halifeliğin devamında bu ibarenin bizzat kullanıldığı bilmekteyiz. Beyannamenin içeriğinde birçok maddenin şark unsurları ile benzer hatta aynı olduğu tespit edilebilir. Aynı şekilde İngiliz hukuk anlayışının kırıntıları da beyannamede mevcuttur.

Bir diğer husus ise İhtilal öncesinde Fransa’ya yön veren ve felsefi olarak etki eden üç önemli isimin beslendiği kaynakların doğru analiz edilmesidir. Genel olarak bakıldığında bu düşünürlerin ülkenin içtimai ve siyasi anlayışının kusurlarını dile getirmekle yetinmedikleri ve diğer toplum ve uluslardan etkilenerek karşıt tepki geliştirdikleri söylenebilir. Dolayısıyla toplumlara öncülük eden düşünür ve aydınların benimsediği ve etkilendiği fikirler mutlaka vardır. Montesquieu’nin İngiliz yasaları ve yapısından etkilenmesi bunun en açık örneklerinden biridir. Benzer şekilde Fransa’nın Şark Coğrafyası ile yakın ilişkileri Fransız aydın ve düşünürleri üzerinde hatırşinas derecede önemli olduğunu gösterir.

Kaldı ki Fransa’nın İslam halkları ile tanışması İslam ordularının yedi yüzlü yıllarda Fransa topraklarına girmesi kadar eskidir. Orta çağa kadar süregelen İslam ilişkileri artık ilmi bir boyuta taşınmış, Fransız düşünür ve ilim adamları İslam eserlerini araştırmaya, Arapça örenmeye ve İslam dersleri almaya başlamış, ülkede müzik, tıp ve felsefe alanında İslam tesiri kendini göstermiştir. Paris’te ve diğer üniversitelerinde açılan kürsüler sayesinde başta Arapça, Türkçe ve Farsça olmak üzere İbranice, Süryanice ve Ermenice dilleri okutulup öğretilmiştir. Fransa çok geçmeden Avrupa’nın şarkiyat araştırmaları merkezi haline gelmiştir.

Fransa’nın İslam ile aydınlaması olarak tanımlamakta bir mahsurun olmayacağı bu etkileşimin en belirgin hissedildiği dönem ise Kanuni dönemidir. Fransa’ya yerleşen Müslüman topluluğun yerli halka göre daha eğitimli ve kültürlü yapısı ülkede İslam tesirini daha ileri düzeye taşımıştır. Nitekim bu durum iki devletin ticari ve siyasi ilişkilerinden çok daha mühimdir. Daha açık ifadeyle bu etkileşim Osmanlı topraklarında Fransızca öğrenmenin ve Fransız kültürünü tanımanın özel ve elit sayıldığı karşılıklı bir etkileşimdir. Benzer şekilde bu durum Fransızlar içinde söz konusudur.

Sonuç itibariyle daha geniş bir perspektiften bakılınca;

Atina da mevcut son fikir kırıntılarının yok edilmesi batının bilimden uzak kaldığı, Şark karşısında kısırlaştığı ve tekrara gittiği dönemlerin başlangıcıdır. Şark ise mevcut medeniyetler mirasını hor görmeden Bağdat’tan, Belh, Basra, Küfe, İsfahan ve Semerkant’a kadar yeni ilim merkezleri kurmuştur. Buralarda Yunan edebiyat ve felsefesini inceleyerek İslamlın ışığında yeniden sentezlemiştir. Fransa’nın bulunduğu coğrafi konum ve denizlere yakınlığı onun diğer uluslara göre İslam medeniyeti ve şark dünyası ile daha erken dönemlerde tanışmasını sağlamıştır. Dolayısıyla bilim, kültür ve sanatta devasa eserler bırakan Şark medeniyetine bu denli yakın Fransa’nın tarihi çıkışını şarktan bağımsız olarak değerlendirmenin kabul görür bir tarafı yoktur.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.