Dolar 15,5625
Euro 16,2789
Altın 913,04
BİST 2.390,79
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 22°C
Az Bulutlu
Ankara
22°C
Az Bulutlu
Sal 25°C
Çar 13°C
Per 15°C
Cum 20°C

KATLİAMIN OLDUĞU GÜN, BAYRAM DEĞİL YAS OLUR! 

KATLİAMIN OLDUĞU GÜN, BAYRAM DEĞİL YAS OLUR! 
A+
A-
13.05.2021
ABONE OL

Başlığı şöyle de okuyabilirsiniz: Sizce bundan 7 yıl önce, Soma katliamında, çocuğunu kaybeden anne babalar, eşini kaybeden kadınlar ve babasını kaybeden yüzlerce çocuk bugün bayram yapıyor mu?

Bugün 13 Mayıs 2021, Ramazan Bayramı’nın 1. Günü. Ne yazık ki bugün aynı zamanda, göz göre göre gelen Soma işçi katliamının 7. yılı.

Reklam

Peki, neydi bu katliama yol açan nedenler?

Yıllarca kamu eliyle üretim yapıldıktan sonra, üretimin özel sektöre devredilmesiyle birlikte artan iş cinayetlerinin nedenleri neydi? Bu sahalar yeterince denetleniyor muydu?  Devletin bu katliamların yaşanmasında sorumluluğu yok muydu? Tüm bu sorular, üzerinden 7 yıl geçmiş olan bu katliam ile bu katliamın öncesi ve sonrasında yaşanan katliam boyutundaki birçok kazaya rağmen henüz yanıtlanmış değildir.

Kim kaza derse desin, resmi rakamlara göre 301 madencinin hayatına mal olan Soma katliamı, madenlerin denetlenmesinden ve iş güvenliği tedbirlerinin alınmasını sağlamaktan sorumlu olan devletin, alınmayan tedbirleri görmezden gelmesi sonucu, göz göre göre gelen bir katliamdır. Zira katliamdan 15 gün önce, CHP milletvekillerinin Soma madenlerinde artış gösteren iş kazalarının araştırılması ve tedbir alınmasının sağlanması için TBMM Başkanlığına verdikleri araştırma komisyonu kurulması önergesi, diğer muhalefet partilerinin desteğine rağmen iktidar partisi AKP’nin sayısal çoğunluğu ile reddedilmişti.

Kuşkusuz bu katliamın failleri, 1980’li yılların başından itibaren, özelleştirme ve taşeronlaştırma politikalarını hayata geçiren tüm hükümetlerdir. Zira bu olayda kuralsızlıklar o kadar had safhaya ulaşmıştı ki, madeni işleten şirket, olaydan saatler, hatta günler sonra bile, olay anında madende çalışan işçi sayısını açıklayamamıştı. Bu nedenle, ölü sayısının açıklanan 301 rakamının üstünde olduğu iddiasına kesin bir cevap verilebilmiş değildir. Olay anında Ocak’ta çalışan işçi sayısını bilmeyen işletme yönetimi ile devlet sözcülerinin, “İşletmede her türlü önlem alınmıştı” yönünde yaptıkları açıklamaların hiçbir güvenirliği yoktur. Çünkü onlar bu açıklamayı sorumluluktan kurtulmak için yaptılar.

Kısacası göz göre göre yaşanan bu katliamın sorumlusu, çıkardığı yasa ile iş sağlığı ve güvenliğini bile özelleştiren, emek ve meslek örgütlerinin bağımsız denetim yetkisini gasp eden, emeği değersizleştirerek işçilerin ölümüne çalıştırılmasına zemin hazırlayanlardır.

Katliamın faili, kömürün tonunun maliyetini 130 dolardan 28 dolara indirdiklerini övünerek anlatan işverendir. Zira maliyetin 130-140 dolardan 28 dolara düşmesi, işçi ücretlerinin düşürülmesi ve iş güvenliği tedbirleri için yapılacak harcamaların kısılması ile sağlanmıştır. Yani kömürün maliyeti işçilerin canı pahasına düşürülmüştür.

Kuşkusuz, yıllardır özelleştirmelere sessiz kalan ve ancak sıra kendilerinin yetkili oldukları işletmelere gelince göstermelik tepkilerle işçilerin gazını almaktan başka bir şey yapmamış olan, hükümetin arka bahçesi sendikalar ile onların başındaki yönetimler de bu katliamda pay sahibidirler.

Ne yazık ki, katliamın ardından Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığı’nın şirketlerin sahibi Alp Gürkan ile yöneticileri hakkında, “Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma” suçlarından açtığı davanın görüldüğü Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nde verilen cezalar, bu katliamın karşılığı değildi. Tüm itirazlara rağmen, gerekli denetimleri yapmayan ve katliamın yaşanmasına yol açan kamu görevlilerinin dahil edilmedikleri yargılama 4 yıldan fazla sürdü. 11 Temmuz 2018’deki karar duruşmasında, 5 tutuklu sanığın 15 yıl ile 22 yıl 6 ay arasında değişen hapisle cezalandırılmalarına, 9 sanığın adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına, 37 sanığın ise beraatına karar verildi.

Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nin bu kararını inceleyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi, 2019 yılının Nisan ayında 15 yıl ceza almış olan maden ocağı işleticisi Can Gürkan’ı, yattığı süreyi göz önünde bulundurarak tahliye ederken, tutuklu diğer 4 sanığın tutukluluğunun devamına karar verdi. Dosya Yargıtay aşamasında iken, AKP, MHP blokunun salgını fırsat bilerek evrensel hukuk normlarına aykırı bir şekilde çıkardığı 7242 sayılı infaz kanunu ile davanın tutuklu sanıklarına üstü örtülü af getirildi. Bu nedenle, 18 yıl 9 aylık cezanın 1/2’ini yatacak olan işletme müdürü Akın Çelik ile teknik nezaretçi maden mühendisi Ertan Ersoy’un cezaları otomatik olarak 9 yıl 4 ay 15 güne düştü. Dolayısıyla 6 yıl tutuklu kalan sanıklar, yeni infaz düzenlemesinin getirdiği 3 yıl denetimli serbestlikten yararlandılar.

Ne yazık ki Soma katliamıyla ilgili hukuksuzluklar bununla da sınırlı kalmadı. Nasıl mı? Temyiz talebi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nin basit taksir suçundan Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan’a 15 yıl; bilinçli taksirden Genel Müdür Ramazan Doğru’ya 22 yıl 6 ay; İşletme Müdürü Akın Çelik’e 18 yıl 9 ay; yardımcısı İsmail Adalı’ya 22 yıl 6 ay hapis cezası verilmesi kararını, 30 Eylül 2020 tarihli kararında, Gürkan, Doğru, Çelik ve Adalı’ya 301 kez olası kastla öldürme ve 162 kez olası kastla yaralama suçlarından ceza verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozdu.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı karara itiraz etti. Tesadüf bu ya, bu süreçte 12. Ceza Dairesi heyetindeki 3 üye değişti ve savcılığın itirazını inceleyen yeni heyet ikiye karşı üç oyla dairenin önceki kendi kararını bozdu. Yargıtay Dairesi’nin kendi kararını değiştirmesi üzerine, sanıklar Ramazan Doğru, İsmail Adalı ve Akın Çelik 5 Şubat’ta tahliye edildi. Bozma kararı üzerine dosya kendisine geri gelen Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılama süreci devam ediyor.

Katliam anında madeni işleten şirkette görevde bulunan bu şahıslar, ceza alırlar mı almazlar mı bilinmiyor. Ancak bu katliamın asıl sorumlarının şimdilik bu işten sıyrıldıkları  kesin.

Peki, Soma katliamında kim veya kimler sorumludur?

· Sermaye rekabet edemiyoruz dedikçe, ucuz işgücü için yasa çıkaranlar,

· Kamu kurumlarını özelleştirme adı altında, yok pahasına peşkeş çekenler,

· 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesinin taşeron uygulamasına getirdiği sınırlamayı yok sayan ve bizzat devlet kurumlarında muvazaalı bir şekilde taşeron çalıştıran çalıştırılmasına göz yumanlar,

· Yeterli denetim yapmayan ve maliyeti düşürmek için iş güvenliği tedbirlerini almayan şirketleri kollayıp, ellerindeki yetkileri kullanmayanlar,

· Deneyimi ve bilgisi yüksek kalifiye işçi yerine, ucuz ve itaatkâr işçi çalıştıranlar ve çalıştırılmasına göz yumanlar,

· Esnek kuralsız ve güvencesiz çalışma yöntemleriyle işçileri uzun saatler çalışmak zorunda bırakanlar,

· TBMM’de verilen araştırma komisyonu kurulsun önergelerini parmak çoğunluğuyla reddedip, vekillerin iş güvenliği tedbirlerini araştırmasına bile izin vermeyenler,

· Sendikal örgütlenmenin önüne engel koyarak, işçileri örgütsüzlüğe mahkûm eden ve işyerlerini sendika denetiminden kaçıranlar,

· Yıllardır özelleştirmeleri seyreden ve ancak kendilerinin yetkili oldukları işyerleri özelleştirildiğinde göstermelik tepki gösteren sendika yönetimleri,

· İşyeri denetimlerini, bakanlık binasında işverenin verdiği belgelerle yapılan iş haline getirenler sorumlu ve suçludurlar.

O zaman geriye söylenecek tek şey kalıyor: Suçlular, hep birlikte ayağa kalkın ve hesap verin!

Evet, bu yıl, Soma’da 301 madencinin iş cinayetinde katledildiği bu kara gün, Ramazan Bayramı’yla çakıştı. Dolayısıyla, bugün Soma’da hayatını kaybeden 301 madencinin, anneleri, babaları, eşleri, çocukları, bayram yapamıyorlar. Ve ne yazık ki, yakınlarını kaybetmenin acısıyla bayram yapamayan ailelerin acısı bununla da sınırlı değil. Zira onlar hukuksuzluğun ve sahipsizliğin acısını da yaşıyorlar. Sahi bu ülkeyi yönetenlerin, bu acılı aileleri, arayıp sorduklarını duyanınız oldu mu? Mesela muhtarları veya başka grupları ağırlayan ve ağırlama sırasında toplumu dizayn etmeye yönelik mesajlar veren saray, bu acılı aileleri ağırladı mı? Eminim ki ağırlasaydı, yandaş medyada timsah gözyaşları eşliğinde günlerce gösterilirdi.

Evet, eminim ki bu ülkenin vicdanlı insanları, üzerinden 7 yıl geçmiş olsa da hafızlarda tazeliğini koruyan ve sorumluları hesap vermemiş böylesine ağır bir katliamın yaşandığı bugünü unutmayacaklar. Ve yine eminim ki, unutmamakla da kalmayacaklar, sorumluların hesap vermesi için mücadeleyi aralıksız sürdüreceklerdir.

UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ!

Veli Beysülen

Nuri ŞAHİN   baskenthaber.org nurisahin0638@gmail.com
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.