Dolar 15,6217
Euro 16,3140
Altın 915,18
BİST 2.390,79
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 22°C
Az Bulutlu
Ankara
22°C
Az Bulutlu
Sal 25°C
Çar 10°C
Per 14°C
Cum 19°C

Kendini dayatan çözüm (4)

Olmak ya da Olmamak mbgakgzg@gmail.com   Siyasetçi - Yazar  
A+
A-
12.09.2021
ABONE OL

İktidarı ve muhalefetiyle (Cumhur – Millet) Sistem Partilerinin çözümsüzlüğü, gerçekte Sistemin çözümsüzlüğüdür.

2020 yılında kurulan 27 Parti ve 2021 yılında da aynı hızla yeni siyasi partilerin kurulmaya devam etmesinin sadece bir açıklaması vardır: Toplumumuz büyük bir arayış içindedir. Bu arayış sadece Partisiz olan yurttaşlar açısından değil, halihazırda mevcut partilerden birinin içinde olan veya o Partileri destekleyen yurttaşlar açısından da geçerlidir.

Reklam

Arayış ve mevcut partilere olan güvensizlik, uzaklaşma; çok sayıda insanı, ‘ayrı bir Parti olarak çıktığımızda, arayışın adresi olabiliriz’ düşüncesine sevk edebilmektedir.

Arayış sadece Türkiye ile ilgili değildir. Kapitalizmin neoliberal piyasa sistemi, dünyamızın geldiği aşamada önüne gelen sorunlar karşısında çaresizdir.

Denizlerimiz ölüyor, göllerimiz kuruyor, nehirlerimiz kirleniyor, yeraltı suları tükeniyor, çölleşme yayılıyor, küresel ısınmaya bağlı olarak orman yangınları görülmemiş boyutlarda…

Covid 19 salgınının da ortaya koyduğu gibi, herşeye kâr açısından bakan kapitalist sistem, bütün bu sorunlar karşısında çaresizdir. Tam tersine insanlık düşmanı yüzü daha net olarak ortaya çıkmaktadır.

Hepsinden önemlisi kapitalizm, insanı insanın kurdu yapmıştır, insanın kendine yabancılaşması tarihte görülmedik seviyededir.

Onun için geldiğimiz aşamada çözümün sistem dışında olduğu gerçeği artık daha yakıcı bir hal almıştır. Kamu ağırlıklı halkçı devletçi sistem, bütün bu felaketlerle mücadelede biricik seçenek olmanın ötesinde bir zorunluluk haline gelmiştir.

Bugün Türkiye siyasetinde olmayan ise böyle bir seçeneğin yokluğudur.

Sosyalist solda durum

Günümüz Türkiye’sinde kendisini sosyalist olarak tanımlayan çok sayıda parti bulunuyor. Bu Partilerden, “sosyalist” kimliklerine rağmen varlıklarını, PKK ve onun Yasal Partisi’nin etkinliğine bağlamış olan bazılarını çıkarırsak geride gene de çok sayıda Parti ve hareket bulunmaktadır.

Ama bu Partiler, Türkiye siyasetinde kayda değer bir ağırlığa sahip değillerdir.

1970’lerde Türkiye solunda yaşanan parçalanma ve çok sayıda küçük grubun varlığı çok olumsuz bir miras bıraktı.

Kendi ördüğü duvarların içine kendini hapseden, kendi küçük dünyasında yaşamaktan memnun olan, Türkiye’nin onlardan, onların Türkiye’den haberlerinin olmadığı küçük küçük örgütlenmeler “Türkiye Solu”nun gerçekliğidir.

“Türkiye solu”, siyasetin en basit kuralının kitleler içinde güç toplamak olduğunu ve ne kadar gücünüz varsa sözünüzün o kadar “para edeceği” gerçeğini unutmuştur.

Yakın geçmişte bu konuda yaratılan kimi olumlu örnekler ise ne yazık ki değerlendirilememiş ve heba edilmiştir.

Şimdi görev, birinci olarak; “Tam Bağımsız ve Gerçekten Demokratik Türkiye” yi gerçekleştirmeyi ve “arasız devrimlerle” daha da ileri gitme hedefini benimsemiş bütün devrimcileri milli devrimci bir partide örgütlemek,

İkinci olarak ise Sistemin Cumhur ve Millet ittifakları dışında, Bağımsız ve Laik-Demokratik Türkiye amacında birleşen bütün güçleri, “Türkiye İttifakı” içinde toplamaktır.

Milli Devrimci Parti

Türkiye’nin yakıcı ihtiyacı, sistem dışı seçeneği yaratmada öncü rolü oynayacak Milli Devrimci Partidir.

Bu Parti milli olacaktır. Türkiye tarihinden güç olmayan, tarihimizin en büyük devrimci atılımı olan Milli Kurtuluş Savaşımız ve Cumhuriyet Devrimimizin kazanımlarına yaslanmayan bir Partinin, Türkiye toprağında kök salması mümkün değildir.

Bu Parti, Bilimsel Sosyalist olacaktır. İdeolojik olarak net olmayan Parti, her türlü yanlışa açıktır. Cephe örgütlenmesi Parti olarak görülemez.

Türkiye’nin önündeki devrimci aşama, emperyalizmden kurtularak tam bağımsız olmak, Ortaçağ kalıntılarının kökünü kazıyarak demokratik bir ülke olmaktır.

Kısacası tarihimizden gelen adıyla söyleyecek olursak önümüzdeki görev, yarım kalan Kemalist Devrimi tamamlamaktır.

Son yüzyılın gelişmelerinin de kanıtladığı üzere, günümüzde Milli Demokratik Devrim (Kemalist devrim) mücadelesi, ancak işçi sınıfı önderliğinde ve Bilimsel Sosyalist teorinin yol göstericiliğinde tutarlı bir şekilde yürütülebilir ve başarıya ulaştırılabilir.

Bu amaçla günün öncelikli görevi, bugün değişik örgütlenmeler içinde dağılmış olan Bilimsel Sosyalist birikimi öncü partide bir araya getirerek ülke gündemine müdahale şansını elde edebilmektir.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.