Dolar 17,0124
Euro 17,5244
Altın 983,23
BİST 2.397,62
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 29°C
Açık
Ankara
29°C
Açık
Çar 30°C
Per 29°C
Cum 30°C
Cts 25°C

O Tren Beni Henüz Geri Götürmedi

huseyin.mertol@gmail.com Doç.Dr.Hüseyin Mertol Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Öğretim Görevlisi  
A+
A-
5 Nisan 2022 11:05
ABONE OL

*Bu yazı hayatıma çok şey katan Necla Turan Ertür Hocama adanmıştır.

Aslında, yazmak için yola çıkmam gerekiyormuş. Uzun süredir yazmadınız diyen öğrencilerim, sevgili arkadaşlarım, dostlarım, size Polonya’dan yazıyorum. Bir Erasmus ders verme etkinliği için buradayım. Yanımda, ilk yurt dışı deneyimini yaşayan, bu yüzden heyecanlı olan yüksek lisans öğrencim Yunus var.
Yola çıkmak aslında kendiliğinden hikayeler yazdırır size. Bu yazı başka bir türlü başlayacak ve bitecekti. Eğer Polonya Varşova tren İstasyonundan kalkıp Almanya’ya giden trene binmeseydim. ( Oraya gelene kadar neler anlatmayı planlamıştım. Britislava hava alanına inip, yolcusunu bulamayınca bana soran Abbas ağabeyi ve onunla Viyana giderek öğle yemeği ve kahvehane hikayesini, Türklerin göç hikayesini, sosyal uyum sorununu anlatacaktım. İskoçlar ve Yahudilerle muhabbetimi anlatıp, başlığını bile hazırlamıştım. Etekli İskoçlar, Şapkalı Yahudiler, Çay içmeden olmaz diyen Biz Türkler… Ama öyle olmadı. Öyle olmadı… Sonra Belçika’da 9 yıldır yaşayan ve bizi özenle karşılayan güzel insan, lise arkadaşım Zafer’i de yazmak istedim. Ama hepsi iç içe girecek, sonuç göç, göçmen ve ötekilerle birleşip yolda devam edecekti ).
Trenler, ulaşım coğrafyası dersi veren benim için de önemli ulaşım araçları. Hem buharlı makinenin icadı hem de sanayi, gelişim ve ulaşımın nostaljik sembolü. Tekrar Necla Hocam’a dönüyorum. ‘ O trene bindiğimde on yedi yaşındaydım. Yanımda babaannem vardı. Üzerimde açık mavi bir pantolon ve beyaz çiçekli bir bluz vardı. Tren her istasyonda durdu, üç saatlik yolu altı saate gittik. Anadolu ve geri kalmışlık… Eskişehir’e indiğimde mavi pantolonum kömür dumanından renk değiştirmişti. Şaşkındım. Eskişehir’de bizi ağabeyim karşıladı. Baba annemi hastaneye yatırıp Samsun’a sınava geldim. Geliş o geliş… Giriş sınavındaki kompozisyon sorusu uygarlıkla ilgiliydi. Ben trene binip Eskişehir’e indiğimi, uygarlık ve geri kalmışlıkla harmanlayıp yazdım. Sınavı kazanmamda bu yazının çok etkili olduğunu düşünüyorum. ’’Bu tren seyahati onu Türkçe öğretmeni yapıp, Samsun’da bir çok öğrencinin hayatına dokunmasını sağladı. Her tren seyahati, trene binenleri bu kadar mutlu sona erdirmiyor. Trenleri, yük taşıdı. Göçmenler taşıdı. Türkiye’den Almanya’ya ilk göç hikayelerinde hep trenler vardı. Göçmenler, anıların göz yaşlarını trenlerde bıraktı.
Türkülere güfte oldu çoğu kez …
‘’Kara tren gecikir belki hiç gelmez
Dağlarda salınır da derdimi bilmez.
Dumanın savurur halimi görmez.
Gam dolar yüreğim gözyaşım dinmez.’’
Trenler, güzel haberler de verirdi mutlaka. Ama genelde gidenle kalan arasında hüzün taşıdılar.
Gidene mi düştü hasret, kalana mı kaldı sevda…
Tam burada Polonya’dan Berlin’e giden trene biniyoruz Yunusla. Tren, tıklım tıklım. Yerimizi bulmamız imkansız ama yerimizi zar zor bulduğumuz kompartımanda birilerini kaldırıyoruz. Çat pat Rusçamla konuşmaya çalıştığımda anlıyorum Ukrayna’dan gelen göçmenler olduğunu. Yunus ‘’ Dedim hocam, siz inanmadınız. O yüzden kalabalık tren. ‘’ diyor. Sonra Maria evinin bombalandığını gösteriyor. Çenesi düşük ben konuşurken, daha sonardan tanışacağımız Nikolay ‘’ Uyumak istiyorum yavaş konuşun. ‘’ diyor. Sonra o anlatıyor. Torunları, Almanya’daymış. Maria hemşireymiş. Kızı Fransa’daymış ve onun yanına gidiyor. Sürekli insanlar ölüyor, diyorlar. Elinde fotoğrafı gösteriyor. Sonradan anlıyorum ki, ateş her zaman düştüğü yeri yakıyor. Poznan tren istasyonuna indiğimde yetişmemiz gereken başka bir trene bilet alıp gidiyoruz. O arada bizden önce Walcz’a gelmiş erasmus öğrencisi Türk çocuk arıyor. Sizi ben karşılayacağım diyor. Sonra beni dekan ve rektör yardımcısı aradı, sizi onlar karşılayacak, diyor. Tren bizi son istasyona ulaştırdığında aslında bitmiş ve perişan halde olduğumu hissediyorum. Yol ve yolculuk yeni hikayelere kapı açmış olsa da… Benim anlatacaklarım burada bitiyor. Hayat Maria ve Nikolay için hangi hikayeyi yazacak bilemiyorum. Dışarıda yağan kara bakıp ülkemi ve geride bıraktıklarımı düşünüp, anı yaşa diyorum…
O tren kaçtı, daha gelmez diyenler ile trenin o istasyonunda kalıp, geride bıraktıklarınızı alamadığınız, bavullar içinde sığmayan anılarla elveda…

Reklam

Polonya Walcz-4.04.2022

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

  1. Gamze dedi ki:

    Ağzına sağlık