Dolar 13,0502
Euro 14,8537
Altın 755,88
BİST 1.812
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 17°C
Yağışlı
Ankara
17°C
Yağışlı
Çar 5°C
Per 7°C
Cum 11°C
Cts 11°C

Okullar Açılıyor.Ödev Yükü Başlıyor! Mustafa AKGÜL.Eğitimci-Yazar.

mustafaakgul06@gmail.com Eğitimci - Yazar  
A+
A-
03.09.2021
ABONE OL

Yazıma Prof.Dr.Selçuk ŞİRİN’in çok doğru bulduğum “Ödevler başarı getirseydi, Dünya’nın en başarılı ülkesi Türkiye olurdu” sözüyle başlayayım.

Online,canlı,hibrit,yüzyüze eğitim yöntemleri ile geçirdiğimiz onca aydan sonra 6 Eylül itibariyle başlayacağımız yüz yüze eğitim öğretim yılınının kesintisiz ve sürekli olması umuduyla,öncelikle öğrencileri sonrada velileri canından bezdiren ödev konusuna tekrar değinmek istiyorum. Özellikle geçmiş yılın kayıplarını telafi etme gayreti ile çocuklarımızı daha da fazla ödevlere boğacağımız korkusu bu konuyu işlememin temel nedeni.

Reklam

Öğretmenler gözüyle baktığımızda:ödev öğrencinin sorumluluk duygusunu geliştirir,okulda işlenen konuların tekrarı sağlanır,derse hazırlıklı gelen öğrenci derse de aktif katılım sağlar,kazanım sürecini hızlandırır.Okulda işlenen konulara ilişkin verilen ödevlerle velinin süreci takip etmesi sağlanır.
Veli noktasından baktığımızda velilerin,sosyo-ekonomik ve kültürel yapılarına,akademik bilgi ve birikimlerine, göre değişkenlik göstermekte.
Bazı veliler için ödev olmalı anlayışının temeli;beni meşgul etmesin,ödev olmazsa bilgisayar yada telefonla oynuyor ,boş boş gezmesin,ben dizilerimi izlerken dersiyle uğraşıp beni rahatsız etmesin gibi …
Bazı veliler yoğun yarışma ve eleme ilkelerine dayanan eğitim sistemimizde ödevleri öne geçmenin,emsallerini elemenin olmazsa olmazı gibi görerek aşırı öğrenciye yüklenmesi,bu da yetmezmiş gibi çocuğun okul dışı süreçlerine ödevlere ilaveten takviye kursları,özel dersler vb dayatmasıyla çocuk için ödev daha içler acısı hal alıyor.
Bu aile yapılarında ödev aile içi çatışmanın da merkezine oturuyor. Saygıya,sevgiye dayalı anne,baba- çocuk ilişkisi,zora,tehdite,çatışmaya dönüşüyor.
Hoşgörü ve sabır sınırları zorlanıyor.
Çok az bir aile okul dışı zamanında çocuklarını farklı alanlarda olanakları ölçüsünde hobilerine (müzik,spor,kültürel,sanatsal vb)faaliyetlere yönlendiriyor.

Prof. Dr.Selçuk ŞİRİN’den bazı hatırlatmalarda bulunmak istiyorum.
New York Üniversitesi(NYU) İstatistik ve Davranış Bilimleri Bölümü Öğretim Görevlisi,Dünyanın en büyük eğitim araştırmacıları derneği olan AERA’dan Araştırma Büyük Ödüllü Prof.Dr. Selçuk ŞİRİN 21.10.2018 de Hürriyet ‘te çıkan yazısında;
Türkiye gerçekden çok ödev veren bir ülke mi?
Ve bu ödevlerin çocuklara faydası varmı? Sorularını cevaplamış.
*OECD ‘nin matematik ödevleri üzerinde 2014 yılında yaptığı çalışmada her bir saatlik matematik ödevi artışının öğrencinin PISA matematik puanı başarısının 5 puan artıdığı ortaya çıkıyor.
Ancak Türkiye’de bu 5 puanlık düşüşe neden oluyor.
* Aynı çalışma İtalya ve Almanya’da 15,Japonya’da 20 , Çin’de 30 puan artışlara neden oluyor.
* Yıllardır eğitimde zirve olan Fillandiya ve Güney Kore’de ise ödev ya hiç yok, yada çok sınırlı veriliyor.
* Fen ödevlendirmelerin de ise Japon akranlarının iki katı fazla ödev yaptırıyoruz. Ancak Japonya zirvede iken biz sonunculuğu Meksika ile paylaşıyoruz.
Ne yapalım?
Ödevleri yasaklayalım mı diye aklımızdan geçebilir.
Yine Selçuk ŞİRİN’in önerilerine dönelim.
* Çocukların yaşı ilerledikçe ödevin etkisi artıyor.
*İlkokul çağında ödevin etkisi,ortaokul ve lisede daha fazla.
*Önemli olan ödevin niteliği.
Ders tekrarı ( pratik) için verilen çok etkili olmuyor
*Derse hazırlık amacıyla verilen ödevler çocukların merak duygusunu artırıyor ve derste geçen zamanı daha verimli kılıyor.
*En etkili ödevler ise proje bazlı ,uygulama ve yaratıcılık gerektiren ev ödevleri oluyor.
Tabiki bizdeki gibi çocuğun kenarda seyredip velinin sabahlara kadar uğraşıp yaptıkları ödevleri kasdetmiyorum.
*Kısacası evde geçen tüm zamanını çalarak, çocuklara çok ödev vermek başarıyı doğrusal artırmıyor.
*Az ama kaliteli ödev daha iyi sonuç veriyor.
* ÖRNEĞİN; 1. Sınıfda 10’dakikalık,4.sınıfda 40 dakikalık,ortaokulda 90 ,lisede 120 dakikalık sürenin üzerinde ödevlendirmek öğrencide dersten ve okuldan soğuma dışında bir işe yaramıyor.
*Hep söylediğim gibi; ödevler başarı getirseydi dünyanın en başarılı ülkesi Türkiye olurdu.
*Yine testlerden , sınavlardan başını kaldıramayan A,B,C şıklarındışında düşünemeyen çocuklarımıza yine Selçuk ŞİRİN’in “Bir Türkiye Hayali” kitabında söylediği gibi itiraz etmeyi öğretelim. *İtiraz etmeden hayal kurulmaz.
*Var olanla yetinmeyenler, var olanı eleştirenler hayal kurar.
* Biat ederek,statükoyu kutsayarak hayal kurulmaz.
* İtiraz etmeyi göze almadan ancak taklit edilir,büyük bir hayal kurulmaz diyor.

Bu veriler ışığında biz öğretmenler,eğitim yöneticileri, veliler bir kez daha düşünelim.
Çocuklarımızı ödevlere boğarken aslında onların salt çocuklukluklarını, salt gençliklerini çalmıyoruz. Hayallerini,umutlarını de çalarak kendi ellerimizle mutsuz,amaçsız en kötüsü de umutsuz çocuklar yetiştiriyoruz.
Çocuklarımızın yeteneklerini keşvetmelerine fırsat vermiyoruz. Müzikle,resimle,şiirle,sporla ,sanatla uğraşmalarına ,hobilerinin olmasına olanak tanımıyoruz.
Okul ve dersler ezberciliği aşamıyor. Gelecek çizemiyor.
Mutlu çocukların verimli çocuklar olacağını görmezden geliyoruz.
Mutlu çocuklar bize ve kendilerine güzel bir dünya kuracak çocuklardır.
Biz bunları yazsak da günün 6-7-8 ders saatini okulda geçiren,okullarına gidiş gelişleri için günlük 2 saatleri yollarda,servislerde geçen çocuklarımıza günün diğer kalan kısmında yapmaları için yine ödevler verilecek.Bu çocuklar sinemaya gidemeyecek,tiyatro izleyemiyecek,sevdiği kitabı okuyamayacak,kartopu oynayamayacak. Gitar çalamıyacak. Santranç zaman kaybı olacak. Arkadaşları ile saklambaç oynasa suçluluk duyacak. Ödev yapacak. Hatta bir çok özel okul günlük 9 ders saati sonrası yine ödevlendirecek ve çoğu kere öğrencinin kendi bilgi birikimi ile yapamadığı bu ödevler öğrenci-veli çatışmasının ana nedeni olmaya devam edecek. Çocuklarımıza aşırı ödevler verilmesini önleyemiyoruz bari çatışmayı en aza indirmek için aşağıdaki önerileri uygulamaya çalışalım.
* Okuldan gelen çocuğumuzu özlemle,sevgiyle karşılayıp genel sohbetler yapalım.Gününün nasıl geçtiğini konuşalım. Tenefüslerde neler yaptığını soralım. Kendi günümüzü anlatalım. Dersten çıkmış çocuğumuzu rahatlatalım.

*Ödevini yap gibi emir cümleleri değil,ona ödevini yapacağı koşulları hazırlayarak,ödevini nezaman yapmak istediğini sorarak süreci kendisinin belirleme sorumluluğunu kazandıralım.

*Çocuğumuz ödev yaparken bizim keyf yapmamız dikkat dağınıklığına ve ödeve karşı dirence neden olacaktır. Tv,müzik vb kapatıp işimizi yapmak,yada elimize bir kitap almak daha doğru olacaktır.

*Çocuğumuzu ödev konusunda tehtit etmek,yapmadığında ceza uygulamak nekadar yanlışsa,ödev yapması karşılığında ödüllendirmek de aynı şekilde yanlış olacak ödev sorumluluğunu içselleştirmeyip,ödül için ödev yapılmasına neden olacaktır.
Ödevinden sonra birlikte bir saat oynayalım mı,yada ödevinden sonra dondurma yiyelim mi gibi içine kendimizi de katan teklifler motivasyon sağlayacaktır.

GELECEĞİMİZİ KURACAK MUTLU ÇOCUKLAR YETİŞTİRELİM.

#MustafaAkgülEğitimciYazar

#OkuyalımOkutalımFarkındaOlalımTÜRKİYEM.

#KaranlıklarBitecekGüneşDoğacakBİRGÜN

mustafaakgul06@gmail.com

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.