Dolar 15,9348
Euro 16,7403
Altın 931,54
BİST 2.393,61
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 12°C
Az Bulutlu
Ankara
12°C
Az Bulutlu
Per 18°C
Cum 22°C
Cts 25°C
Paz 19°C

Ölülerin Evinden Anılar

onderildes@hotmail.com İlahiyatçı Yazar - Şair  
A+
A-
10.09.2021
ABONE OL

Necip Fazıl derki;”Gördüm ki; ateşte, cımbızda yokmuş/ Fikir çilesinden büyük işkence.” Geçmişten günümüze, düşünce ve fikir işçilerinin kaderi hep zulüm görmek olmuştur. Hapishaneler, zindanlar, işkenceler, sürgünler düşünce ve fikir insanlarının hep kaderi olmuştur. Bir konu üzerine fikrini beyan ettiği, yazdığı ya da konuştuğu için yıllarca zindanlarda yatan düşünce ve fikir insanları olmuştur.

Hanefi Mezhebinin kurucusu İmamı Azam Ebu Hanife’ye (699/767) Devlet Başkanı (halife) Mansur kadılık teklif etmişti. Mansur’un, lehinde hüküm verdirmesi için baskı kurabileceği düşüncesi ile İmamı Azam teklifi reddetmişti. Halife istediklerini yaptıramayınca hapse attırdı. Günlerce işkence ettirdi. Kaynaklarda, bu işkenceler sebebi ile öldüğü rivayet edilir.

Reklam

​Düşünce ve fikir insanlarının zulümlere maruz kalmaları dini, ırkı ve ideolojisi fark etmeden bütün coğrafyalarda yaşanmıştır. Dostoyevski (1821/1881) bir toplantıda okuduğu şiirden dolayı Çar tarafından Sibirya’da, 4 senesi kürek hapsi olmakla 10 sene hapse mahkûm edildi. Mahkûmiyeti bitince hapis hayatını anlatan “Ölüler evinden anılar” adlı kitabını yazdı.

​Dostoyevski bu kitapta; hapisteki insanları “Kara halk” diye tabir eder. Bu insanları tanımadan önce insanları tanıdığını zannettiğini ama yanıldığını söyler. İnsanları tekrar tanımak için deney ve gözlemler yaparak çözümlemeye başladığını anlatır. Gözlemlerinde; bir köpeğin yanına bir mahkûm gelince köpek, mahkûmun tekme atmasını sağlamak için pozisyon aldığını görür.

​Dostoyevski köpeğe mahkûmlar gibi davranmayıp başını okşamak istediğinde, köpeğin şaşkınlık geçirdiğini, acı acı havlayarak kaçtığını ve bir daha yanına yaklaşmadığını anlatır. Köpek, sürekli zulme, haksızlığa ve kötü muameleye maruz kaldığı için “ruhu köleleşmiştir.” Bu durum; insanlar, toplumlar ve milletler içinde geçerlidir.

​“Ruhu köleleştirilmiş” insanlar; haksızlığa, adaletsizliğe, baskıya, aşağılanmaya ve zulme uğradıkları zaman tepki vermezler. Bir iyilikle karşılaştıkları zaman nasıl davranacaklarını bilemezler. Aslında sevgiye muhtaçtırlar. Dostoyevski der ki;” Zulüm bir alışkanlıktır; insanda bu alışkanlığın kökleşmesi, sonunda hastalığa dönüşmesi mümkündür.”

​Dostoyevski’nin bu anlatımını biz ilahiyatçılar “zulme rıza” diye tabir ederiz. Cenab-ı Hak Hud Süresinde(113); “ Sakın zalimlere meyletmeyin; yoksa onları saracak ateş size de dokunur” buyuruyor. Yani haksızlığa adaletsizliğe ve olumsuz hiçbir şeye rıza göstermeyin. Zalimlerin yanında yer almayın. Zalime taraftar olmayın. Yoksa zamanla alışır ve zalim konumuna düşersiniz.

​Öğrenilmiş çaresizliğin yan dalı diyebileceğimiz, Avrupalıların psikolojik tanımlamalarında; “Stockholm sendromu” dedikleri ruh haline bizde; “zulme rıza gösterme” denir. İlk defa,1973 yılında stokholm’de yaşanan banka soygununda, soyguncularla rehineler arasında geçen ruhsal olayları, Psikiyatr Nils Bejerot “Stockholm sendromu” diye tanımlamıştır.

​Olayda, rehineler soygunculara sahip çıkıyorlar. Rehinelerin soyguncuları haklı çıkarmak için onları savunmaları, mahkemede aleyhlerine konuşmamaları ve hatta bir soyguncu ile rehinenin evlenmesi, yani cellâdına âşık olması kamuoyunu bayağı meşgul etmişti. Yine Amerika’da bir örgüt tarafından kaçırılan kız çocuğu günlerce işkence ve tecavüze maruz kalmıştı. O kız çocuğu kurtarıldıktan sonra o örgütün elemanı olması, psikologları Stockholm sendromu üzerinde ciddi araştırmalara sevk etmiştir.

​İster “Ruhların köleleştirilmesi” deyin. İster “Öğrenilmiş çaresizlik” deyin. İsterse “Stockholm sendromu deyin. Ne derseniz deyin. Bunun ilahi ikazı; “Zalimlere meyletmeyindir.” Yani zulme rıza göstermeyin. Zulme rıza gösterende zalimdir. Tarihte nice devasa bin yıllık imparatorluklar, hep hakkı ve adaleti unutup zulümlere başladıkları için batıp gitmişlerdir Rabim Allah korkusunun üzerine başka korkular hâkim kılmasın. Selam ve dua ile kalın.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
13 Mayıs 2022
29 Nisan 2022
25 Şubat 2022
19 Şubat 2022
YORUMLAR

  1. Yunus Demirci dedi ki:

    Kaleminize sağlık önder hocam.