Dolar 15,9614
Euro 16,7301
Altın 931,24
BİST 2.393,61
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 12°C
Hafif Yağmurlu
Ankara
12°C
Hafif Yağmurlu
Per 18°C
Cum 22°C
Cts 25°C
Paz 19°C

Zihnimizin Gücü

Yaşam Koçu - Şair - Yazar tulaysozeri1965@gmail.com
A+
A-
03.05.2021
ABONE OL

Geçen gün televizyon kanallarını karıştırırken Amerika’da yapılan AGT yarışmasının tekrar bölümüne denk geldim. Yıllardır severek izlerim. Bence yarışmayı güzelleştiren yetenekli insanların yetenekleri değil, onların inanılmaz yaşam öyküleri. İmkansızlıklardan mucizeler yaratan insan hikayelerini dinlemek beni her zaman umutlandırmıştır.

Yarışmacılardan birisi, 65 yaşlarında siyahi bir şarkıcıydı. Muhteşem bir sesi vardı, şarkı söylerken ruhunu yansıtıyordu. Şarkısını bitirdikten sonra, kısaca hayat hikayesini anlattı. 30 yaşlarındayken, işlemediği bir suçtan hapse girmişti. Tecavüz ve cinayetle suçlanıyordu. Tüm kanıtlar onun suçsuz olduğunu göstermesine rağmen, yargı sistemi onu suçlu ilan etmiş, ömür boyu hapis cezası ile cezalandırmıştı. Gittiği hapishane dünyanın en tehlikeli hapishanesiydi. Olayları ile ülkeye nam salmıştı. Çok zor günler onu bekliyordu. Nitekim düşündüğü gibi de oldu., Şiddet dolu bir dünya da, kendini koruyabilmek en büyük savaşı olmuştu. Bu zamanlarda şarkı söylemeye kendini adamış, bu şekilde hayata tutunmuştu. 37 yıl sonra DNA eşleşmesi sonucunda gerçek suçlu bulunup özgürlüğüne kavuşana kadar , bu şekilde hayatına devam etmiş, ayakta kalmayı başarmıştı.

Reklam

O sırada sunucu araya girip, bu deneyimin ona ne kazandırdığını sordu. Adam bu soru karşısında , gülümsedi. Öyle güzel bir gülümsemesi vardı ki, kalbinin güzelliğine dokunacak gibi hissettim . Gerçek acıyı bilenlerin ancak bu kadar güzel kalbi olabileceğini hissettirecek insan sayısı keşke daha fazla olsa dünya ne kadar güzel bir yer olurdu değil mi?

Sorulan soruyu ” Bedenim orada tutukluydu ama zihnimin kontrolü tamamen bendeydi. Ben zihnimi asla tutsak etmedim . O hep özgürdü. Eğer ben hapishane de değil de, dışarıda olsaydım bunu hiç bir zaman başaramazdım. Kazandığım en kıymetli hayat tecrübelerimi orada edindim. Bu bana Tanrı’nın en büyük lütfuydu diyerek yanıtladı. Bu yanıt karşısında, hem sunucu, hem de seyirciler dondu kaldı. Sonra büyük bir alkış tufanı koptu. Herkes ayaktaydı, dakikalarca da oturmadı. Böyle yürekli güzel bir insani alkışlamaktan başka ne yapılabilirdi ki?

Karantina olduğumuz bugünlerde, bu hikayeden alacağımız çok şey var bence. Zihnimizi, bedenimizin ,isteklerimizin istila etmesine izin vermemek, gücü sonsuz olan zihnimizi takip etmek ve iç dünyamızın o gizli hazinelerine bu yolla ulaşabilmek, belki de yapmamız gereken budur. Umutsuzluğa teslim olmadan, kendimizi tutsak gibi hissetmeden zihin gücümüzün farkına varabilmek için bundan daha iyi bir fırsat olabilir mi acaba?

Ne dersiniz? Denemeye değmez mi?

Çok güzel bir hafta diliyorum.

ETİKETLER:
YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
30 Aralık 2021
17 Aralık 2021
22 Haziran 2021
16 Haziran 2021
7 Haziran 2021
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.